12 Şubat 2013 Salı

Seviyor Sev"m"iyor

 Gidememekte var seni sevmeyenden.
Kalbinden atamamak hele insanı öldüren.
Gel gelelim aşk bu,
Çıkar her önüne her delikten...

Böyle bir şiirimle başlamak istedim bu yazıma. Şiirin gidişatı o kadar uyumsuz, o kadar şekilsiz ve düzensiz.
Okundukça akla yatıyor ama bir şey hissettirmiyor.
Böyleydi işte benimde ilişkim. Güzel görünür fakat değil. Kandırıyor muşum kendimi meğersem. Aşk iki kişilik olurmuş. Tek başına can sıkıntısından başka bir şey değilmiş. Gözlerine, yüzünün o yuvarlak hatlarına, erkeksi tavırlarına aşık olduğunuz adam sizi SEVMİYOR.  Bu kelimedeki M harfi orada olsun istemezdim fakat görünen köy M harfine muhtaç olmazmış.
Ama ben muhtaçtım. Keşke deyip ağladım. Çünkü artık sabrım bir yere kadar benimle beraberdi ve artık beni terk etti.
Acaba diyorum sevmese aramaz sormaz.
Ama bilmiyorum. Ona "seni seviyorum" bile diyemiyorum karşılığını alamayacağım için. Demeyi çok isterdim.
Bunu bile bile ondan gidemiyorum.
Gitmeyi isterdim. Giderim ama dönüşüm olacağı için gerek duymuyorum. Aslında ondan gitmek istemiyorum. Saatlerce aklımda tek onunla konuşuyorum.
Beynim dön dolaş konuyu O'na getiriyor. Ama bir türlü gitmem için cesaret vermiyor.
Sanırım her şeyin ilacı sabır ve zaman...

8 Şubat 2013 Cuma

"Aşkın gelişi Aklın Gidişi" Demişler

Aylardır uğruna ağladığım adam.
Gece onu düşünmekten uyuyamadığım adam tekrar geldiiii.
Çakır....

Merzifon'da nişan vardı. Oraya gittik.Çakırda Merzifon da yaşıyor. Ben onu çağırdım ama tık yok. Hemen Facebook adresime girip arkadaşına dedim." Ben şurdayım, onuda al gel".
20 dk bile sürmedi, geldilerr.
Arabadan indi, bana doğru geliyo. Evet aşık olduğum adam sonunda, 6 ay süren bi zaman sonra karşımda.
Önce ne diyeceğimi bilemedim tabiii. Hemen elimi uzattım, tokalaşmak için.Sonra ben elini bırakmamaya razıydım. Bırakmayacaktımda, o da geri çekmedi elini ama arkadaşııı Merhaba deyip elini uzatınca malum elimi çekip onunla tokalaşmak zorunda kaldım.
Konuştuk biraz, sonra ben arkadaşını biraz uzaklaştırdım. Çünkü yalnız başımıza olmamız lazım.
Aklımda tilkiler dönerken arkadaşı olmaz yanımızda.
Karşı karşıyayız, o çakır gözleri gözlerimde.
Bir adım atsam çok şey olacak ...
Beni sevip sevmediğini sordum. 
-"Ya seviyorum diyeceksin, ya da sevmiyorum diyeceksin."
-Eline ne geçecek.
-En azından yoluma bakarım.
-Yoluna bakacaksan bak yani..
-Yok ya seviyorum diyeceksin ya sevmiyorum ya da ortası bişey diyeceksin". dedim ve güldüm.
-Ortası bişey o zaman.dedi güldü.

Ne diyeceğimi bilemedim. Seviyorum demediği için ağlasam mı, sevmiyorum demediği için sevinçten havalara mı uçsam bilemedim.
Hep böyle ortalardaydık, ne onunum diyebiliyordum. Ne de onun değilim diyebiliyordum.
Hep ortada olduğumuz için acırdı kalbim. Ama değişmiş şeyler vardı. Ben onu tanıyordum mesela, oda beni tanıyordu artık.
Tükürdüğümü yalamam demişti bana bir seferinde.
Umudumu kesmemiştim ben hiç bir zaman. Kesemezdim, çünkü o benim aşık olduğum adamdı.
Neyse...
Sonra buna doğru bir adım attım. O kadar yakındık ki.
Birde üstünde eşofmanı vardı, üst eşofmanının fermuarı açıktı. Bende onları tutuyordum.
Yaklaştım ona, yukarı baktığımda önce dudaklarıyla karşılaştım, daha sonra gözleriyle. Karamlıkta bile nasıl parlıyordu o gözler.
-Ben şimdi sana sarılcam.
-Niye.
-Ölmeden sevdiğime sarıldım demiş olurum.
-O kadar mı çok seviyorsun?
-Evet  o kadar çok seviyorum. dedim ve sarıldım.
Ama beklediğim gibi değildi. Odun olduğundan bahsetmiştim. Sadece tek eliyle sarıldı oda.
Aşık olduğum adamla istediğim her şeyi yapamıyordum, eğlenemiyordum, mutlu değildim.Ama o an mutluydum. O ara sevgili olduk.
Yaklaşık 3 hafta oldu.
Arada mutluyum, arada mutsuz.
Hayat bu zaten, ne güldürür her zaman, ne de ağlatır.