Ahh, sana bağlanmıştım ben!Sevebilceğime inandım, sevme yolundaydım.
Ama olmayınca olmuyor işte sen istemiyorsun ben istiyorum geri gidemiyorum geri gidersem bir daha gelmem biliyorum. Ama "pes" dedirtmek için elinizden geleni yapıyorsunuz.
"Sen iyisin, sen bunu haketmiyorsun, seni kullanabilirim"
1.si ben iyi biri değilim.
2.si belki hakediyorumdur ki herkes hakettiğini yaşar.
Ayrıca istiyorum !
Seninle mutlu olmayı istiyorum. Sana garip gelen duyguları sana bol bol yaşatmak istiyorum. Ben olabileceğine inanıyorum fakat sen bana git diyorsun.
Ne hayaller kurmuştum oysa. Bana temkinli yaklaşıyorsun. Çünkü geçmiş seni de hapsetmiş. Seninde kanına girmiş. Senin de korkutmuş gözünü. Seni bırakmıycam biliyor musun?
Çünkü olacak, benim yanımda olacaksın, duygularımı fark edeceksin, beni seveceksin.!
Komik geliyor bunlar değil mi? Ama bunlar olacak. Seni mutlu etmek istiyorum, ayrıca mutlu olmakta.
Bebe...
Seni bebe...
:)
Ama şimdilik, geçmesini bekliyorum. Belki zamanın , belki acılarımın, belki yaralarının...
O yüzden susuyorum.
1 Temmuz 2013 Pazartesi
26 Haziran 2013 Çarşamba
RÖNTGENCİ AMCA
Hani biriyle konuşuyodum ya, açmasını bekliyordum ya o kişi var ya hani.
Aramız iyi değildi zaten, sıkılmaya başladığımız hatta sıkıldığımız bariz ortadaydı. Neyse ben sms yaptım beyefendi mezuniyetteydi sonra işi bitince attı mesaj. 5 mesaj felan konuşup yorgunum deyip uyudu.
Ama ben uyuyamıyorum, sonra sıkıldım açtım Pc'yi.
Oha, oha lan!!!
Açık, uyumuyo muydu bu bebe.
Uyumuycak mıydı bu. Atar yapsam "sanane aparsam yaparım" der. Beni kırdığını belli edemem. Zaten göt kaldırmada üstüme yok.
Sonra işte, "Yorgunluğun gitmiş :)" diye mesaj attım...
Görüldü demeden yattım. Sonra düşündüm, sen 1 sene aşık olduğun mavi gözlü adamdan nasıl vazgeçersin ya, hem o kahverengi gözlü.
Sonra dedim kendine gel, ara aşık olduğun adamı vazgeçme birdaha.
Aradım ama gece 2 saat. Arıyorum arıyorum açmıyor. 5 kere aradım. Telefonunu annesi açsa sohbet edeceğim yani. Telefonu sessizdeyse de sabah kalkınca endişelensin diye mesaj atıyodum "uyanman lazım !!!"diye.
Yavrumun sms yok tabi beni ara attı. Ben şimdi ne diyecem, Seni sevdiğimi söylemek için aradım diyemem. "Bu saatte bu yüzden mi uyandırıyosun" der o mal.
Sonra aradım, ama üşüyorum.
Uyuyomuş, "sabah hastaneye gitcem ameliyat olabilirim de hakkını helal et" dedim, "Manyak manyak konuşma kızım, doktorun hiç işi yok sabahın köründe seni ameliyata alır , için rahat edecekse tamam helal olsun sende et" dedi
Bir kere ya alırsa, hııı doktorun işi bu değil mi zaten hıııı?
Neyse, aslında bunların bahane olduğunu başka şeyler söyleyeceğimi söyledim. Girdim konuya "Olmuyo, senden başkasıyla yapamıyorum, gel tekrar başlayalım, ne zaman ararsan ara, ne zaman mesaj atarsan at ama gel artık" dedim.
"Ya kızım tamam sonra konuşuruz erken kalkcam" dedi uyudu.
Bende deli divane aşığım ya haniiii sesini duydum en azından heyecanıyla uyudum mışıllllll mışııllll...
Sabah kalkınca da doktora gitcem. Kalktım duş aldım, sonra hastaneye gittik. Röntgen çektircez. Adam soyun kabinde mavi şeylerden giy dedi.
Ne biliyim ben göğüsten röntgen çekceğini, sorun kıçımda, röntgen göğüsten olmaz ki amaaaaa.
Bende soyundum anadan doğma , adam da "hadi kızımm"diyo. Biliyorum uyuşuğum biliyorum ne yüzüme vuruyorsun kiiii !!
Sonra demez mi altını çıkartmıycaktın kızım diye.
Rezil oldum rezillll, sonra zaten EKG'nin o aletleri somsoğuk.
Aramız iyi değildi zaten, sıkılmaya başladığımız hatta sıkıldığımız bariz ortadaydı. Neyse ben sms yaptım beyefendi mezuniyetteydi sonra işi bitince attı mesaj. 5 mesaj felan konuşup yorgunum deyip uyudu.
Ama ben uyuyamıyorum, sonra sıkıldım açtım Pc'yi.
Oha, oha lan!!!
Açık, uyumuyo muydu bu bebe.
Uyumuycak mıydı bu. Atar yapsam "sanane aparsam yaparım" der. Beni kırdığını belli edemem. Zaten göt kaldırmada üstüme yok.
Sonra işte, "Yorgunluğun gitmiş :)" diye mesaj attım...
Görüldü demeden yattım. Sonra düşündüm, sen 1 sene aşık olduğun mavi gözlü adamdan nasıl vazgeçersin ya, hem o kahverengi gözlü.
Sonra dedim kendine gel, ara aşık olduğun adamı vazgeçme birdaha.
Aradım ama gece 2 saat. Arıyorum arıyorum açmıyor. 5 kere aradım. Telefonunu annesi açsa sohbet edeceğim yani. Telefonu sessizdeyse de sabah kalkınca endişelensin diye mesaj atıyodum "uyanman lazım !!!"diye.
Yavrumun sms yok tabi beni ara attı. Ben şimdi ne diyecem, Seni sevdiğimi söylemek için aradım diyemem. "Bu saatte bu yüzden mi uyandırıyosun" der o mal.
Sonra aradım, ama üşüyorum.
Uyuyomuş, "sabah hastaneye gitcem ameliyat olabilirim de hakkını helal et" dedim, "Manyak manyak konuşma kızım, doktorun hiç işi yok sabahın köründe seni ameliyata alır , için rahat edecekse tamam helal olsun sende et" dedi
Bir kere ya alırsa, hııı doktorun işi bu değil mi zaten hıııı?
Neyse, aslında bunların bahane olduğunu başka şeyler söyleyeceğimi söyledim. Girdim konuya "Olmuyo, senden başkasıyla yapamıyorum, gel tekrar başlayalım, ne zaman ararsan ara, ne zaman mesaj atarsan at ama gel artık" dedim.
"Ya kızım tamam sonra konuşuruz erken kalkcam" dedi uyudu.
Bende deli divane aşığım ya haniiii sesini duydum en azından heyecanıyla uyudum mışıllllll mışııllll...
Sabah kalkınca da doktora gitcem. Kalktım duş aldım, sonra hastaneye gittik. Röntgen çektircez. Adam soyun kabinde mavi şeylerden giy dedi.
Ne biliyim ben göğüsten röntgen çekceğini, sorun kıçımda, röntgen göğüsten olmaz ki amaaaaa.
Bende soyundum anadan doğma , adam da "hadi kızımm"diyo. Biliyorum uyuşuğum biliyorum ne yüzüme vuruyorsun kiiii !!
Sonra demez mi altını çıkartmıycaktın kızım diye.
Rezil oldum rezillll, sonra zaten EKG'nin o aletleri somsoğuk.
25 Haziran 2013 Salı
Ölüyorum Yalnızlıktan Sesi mi Duyan Var mııııı?
Halime ağlayayım mı güleyim mi bilemiyorum.
Neden hemencik birilerine bağlanıyorum bilmiyorum. Başkası hemen bağlansa hayaller kursa salak ya bu kız derim.
Ama asıl ben salağın en önde gideniyim.
Zeki dedik, yakışıklı ordan burdan dedik, konuşması çok güzel, komik dedik, seveyim bari bunuda Recep hayvanından kurtuluyum dedik.
Yine elime yüzüme bulaştırdım tabii.
Tam da sevmeye başlamıştım ya !
Ama paranoyalarım yüzümden salak gibi kaldım ortada. Kimsede yazmıyo zaten, tatilde bok gibi geçiyo.
Yalnızlıktan geberiyorum kimsenin haberi yok.
Geri dön geri dön, ne olur geri döööönnn güldür beniiiii, sev beniiiiii
Neden hemencik birilerine bağlanıyorum bilmiyorum. Başkası hemen bağlansa hayaller kursa salak ya bu kız derim.
Ama asıl ben salağın en önde gideniyim.
Zeki dedik, yakışıklı ordan burdan dedik, konuşması çok güzel, komik dedik, seveyim bari bunuda Recep hayvanından kurtuluyum dedik.
Yine elime yüzüme bulaştırdım tabii.
Tam da sevmeye başlamıştım ya !
Ama paranoyalarım yüzümden salak gibi kaldım ortada. Kimsede yazmıyo zaten, tatilde bok gibi geçiyo.
Yalnızlıktan geberiyorum kimsenin haberi yok.
Geri dön geri dön, ne olur geri döööönnn güldür beniiiii, sev beniiiiii
23 Haziran 2013 Pazar
ÇOCUKLUK ÖNEMLİYMİŞ MEĞERSE
Yine canım yanacak biliyorum, yine ağlayacağım ayıcıklı yorganımın altında. Anneme anlatıp gibi yapıp yine içimde yaşayacağım her şeyi biliyorum. Birine elveda demesini beceriyorum becermesine ama sonrasını getiremiyorum.
Birine alışıyorum ona mesafeli davranmayı beceremiyorum. Bir tabak mutluluk için canımdan vezgeçeceğim neredeyse...
Açmasını bekliyorum açmıyor, aklımda bir sürü hikaye kuruyorum.. Yazıyorum saçmalıyorum kızıyor.
Bu kız beni merak etmiş, iyi şeyler duymak için böyle saçmalamış diye düşünen yok...
Çok orospu bir kalbim olduğunu kanıtladım. Kimseye ama kimseye değer vermeyen, verse de kırdığı zaman kahrımdan ölsem de bunu belli etmeyen sapık ruhlu bir kalbim var benim.
Kendi yalnızlığımı kendim kuruyorum resmen, hayatımdan şunları def edeyim de peşimden koşsunlar , seviliyor muyum anlarım bu sayede mantığı var bende.
Sağolsunlar bazı kerizler, yani beni seven canlarım var böyle... Ama bunun tersini gösterip sen kimsin, sen benim peşimden koş diye planlayanlar da var tabi.
Çocukluğumda kötü bir şeyde yaşamadım ama neden sevgiye bu kadar düşkün bir insanım. Herkes beni sevsin istiyorum, iyi bir insan değilim ama kötüde değilim...
Ama seviliyorum bazen, bazen değil hep sevilmek istiyorum.
Açmadı, çaldırdım açmadı..
Halbuki çaldırınca anlıyordu... Açardı, ya da evde değilim diye mesaj atardı.
Müsait değil mi acaba? Öldü mü, yok yok ölmemiştir kesin sıkıldı...
Birde bu düşünce var. Aslında çok eğlenceliyim ben ama aşk meşk konularına gelince her şeyin büyüsünü bozuyorum :(
Kahretsin !
Bu gecede mutsuzum.
Onunla konuşmaya başlayalı 2. mutsuzluğum.. Hep kafamda kurduğum hikayeler yüzünden.. Hep öyle gördüm aslında. Hep yaralandım, hep dışlandım..
Hiç kimse beni gerçekten sahiplenerek sevmedi.. Hiç sevilecek kız olamadım, hep başımdan def ettim hep burnum havada kaldı. Ama buna rağmen sevdiler beni. Keşke diyorum keşke küçükken dışlamasaydı o zengin piç kurusu kızlar.
"Sen bizle oynama " demeseydi kaltaklar.
Aslında fakir değildik ki bi, gayet güzel geçiniyorduk ama demekki onlar fazlaca zengindi.
Tek başıma oynardım, abilerimle oynardım..
Mor siyah çizgili kadife eteğim vardı, onu elimle tutar içine taş toplardım. Çoğu şeyi de abilerimden öğrendim.
Ama büyüyünce onlarda oynamadılar benimle...
Kulağımın teki kepçe benim, gözlerimde büyük..
Hep ama hep dalga geçtiler küçükken benimle. Ama ben yine de dimdik yürüyordum, hiç bir zaman eğmedim başımı yere.
Küçük yaşta susmayı öğrendim, erkeklere bile kafa tutardım. Sürekli de tükürürdüm çete başları gibi.. Sürekli abimlerle oynadığım için erkek gibiydim.
Hiç bir şeyime dikkat etmezdim.
İlkokul 5. sınıfa geçerken beni çirkin buldukları için güzelleşmeye çalışırdım... Ve tek yaptığım bıyıklarımı almaya çalışmaktı.
Aslında Burak vardı, yumurta kafa derlerdi ona.
O seviyodu beni, sevgiliydik hatta küçükken. O yaşta ne bilmişiz bizde. Ben ona kek yapıp götürürdüm, mektup yazardık. Ağlardım, hep ağlardım yine.
O zamandan bu güne hep ağlıyor muşum meğerse ben...
Bu yüzden yüzsüzmüşüm, bu yüzden her şeyle dalga geçer mişim, beni oyuna almayan kahpeler yüzündenmiş burnumun kalkıklığı ve ben bunu yeni itiraf ediyorum kendime.
Meğerse hiç iyi geçmemiş benim çocukluğum!
Hala açmadı, bekliyorum ve açmayacak...
Yatağıma geçip ağlayacağım şimdi, daha sevgilim olmayan biri için, çocukluğumdaki laflar için, sevgiye boğulmak istediğim için...
Aslında tek yenilgim aylardır aşık olduğum adamdı. Sevdi yada sevmedi diyemedim. O benim duygularımı uçuruma sürükledi, beni hep çocukluğuma götürdü. Çünkü beni sevmedi!
Şimdide böyle olacak, kurgularım yüzümden kaybedeceğim bir kez daha. O kadar alışmışım ki mutsuzluğa, kırılmaya. Mutlu olmaya gelemiyorum.
Tıpkı senelerdir olduğu gibi, ayıcıklı yorganımın altında uyuyacağım ve sabah yine güleceğim.
Birine alışıyorum ona mesafeli davranmayı beceremiyorum. Bir tabak mutluluk için canımdan vezgeçeceğim neredeyse...
Açmasını bekliyorum açmıyor, aklımda bir sürü hikaye kuruyorum.. Yazıyorum saçmalıyorum kızıyor.
Bu kız beni merak etmiş, iyi şeyler duymak için böyle saçmalamış diye düşünen yok...
Çok orospu bir kalbim olduğunu kanıtladım. Kimseye ama kimseye değer vermeyen, verse de kırdığı zaman kahrımdan ölsem de bunu belli etmeyen sapık ruhlu bir kalbim var benim.
Kendi yalnızlığımı kendim kuruyorum resmen, hayatımdan şunları def edeyim de peşimden koşsunlar , seviliyor muyum anlarım bu sayede mantığı var bende.
Sağolsunlar bazı kerizler, yani beni seven canlarım var böyle... Ama bunun tersini gösterip sen kimsin, sen benim peşimden koş diye planlayanlar da var tabi.
Çocukluğumda kötü bir şeyde yaşamadım ama neden sevgiye bu kadar düşkün bir insanım. Herkes beni sevsin istiyorum, iyi bir insan değilim ama kötüde değilim...
Ama seviliyorum bazen, bazen değil hep sevilmek istiyorum.
Açmadı, çaldırdım açmadı..
Halbuki çaldırınca anlıyordu... Açardı, ya da evde değilim diye mesaj atardı.
Müsait değil mi acaba? Öldü mü, yok yok ölmemiştir kesin sıkıldı...
Birde bu düşünce var. Aslında çok eğlenceliyim ben ama aşk meşk konularına gelince her şeyin büyüsünü bozuyorum :(
Kahretsin !
Bu gecede mutsuzum.
Onunla konuşmaya başlayalı 2. mutsuzluğum.. Hep kafamda kurduğum hikayeler yüzünden.. Hep öyle gördüm aslında. Hep yaralandım, hep dışlandım..
Hiç kimse beni gerçekten sahiplenerek sevmedi.. Hiç sevilecek kız olamadım, hep başımdan def ettim hep burnum havada kaldı. Ama buna rağmen sevdiler beni. Keşke diyorum keşke küçükken dışlamasaydı o zengin piç kurusu kızlar.
"Sen bizle oynama " demeseydi kaltaklar.
Aslında fakir değildik ki bi, gayet güzel geçiniyorduk ama demekki onlar fazlaca zengindi.
Tek başıma oynardım, abilerimle oynardım..
Mor siyah çizgili kadife eteğim vardı, onu elimle tutar içine taş toplardım. Çoğu şeyi de abilerimden öğrendim.
Ama büyüyünce onlarda oynamadılar benimle...
Kulağımın teki kepçe benim, gözlerimde büyük..
Hep ama hep dalga geçtiler küçükken benimle. Ama ben yine de dimdik yürüyordum, hiç bir zaman eğmedim başımı yere.
Küçük yaşta susmayı öğrendim, erkeklere bile kafa tutardım. Sürekli de tükürürdüm çete başları gibi.. Sürekli abimlerle oynadığım için erkek gibiydim.
Hiç bir şeyime dikkat etmezdim.
İlkokul 5. sınıfa geçerken beni çirkin buldukları için güzelleşmeye çalışırdım... Ve tek yaptığım bıyıklarımı almaya çalışmaktı.
Aslında Burak vardı, yumurta kafa derlerdi ona.
O seviyodu beni, sevgiliydik hatta küçükken. O yaşta ne bilmişiz bizde. Ben ona kek yapıp götürürdüm, mektup yazardık. Ağlardım, hep ağlardım yine.
O zamandan bu güne hep ağlıyor muşum meğerse ben...
Bu yüzden yüzsüzmüşüm, bu yüzden her şeyle dalga geçer mişim, beni oyuna almayan kahpeler yüzündenmiş burnumun kalkıklığı ve ben bunu yeni itiraf ediyorum kendime.
Meğerse hiç iyi geçmemiş benim çocukluğum!
Hala açmadı, bekliyorum ve açmayacak...
Yatağıma geçip ağlayacağım şimdi, daha sevgilim olmayan biri için, çocukluğumdaki laflar için, sevgiye boğulmak istediğim için...
Aslında tek yenilgim aylardır aşık olduğum adamdı. Sevdi yada sevmedi diyemedim. O benim duygularımı uçuruma sürükledi, beni hep çocukluğuma götürdü. Çünkü beni sevmedi!
Şimdide böyle olacak, kurgularım yüzümden kaybedeceğim bir kez daha. O kadar alışmışım ki mutsuzluğa, kırılmaya. Mutlu olmaya gelemiyorum.
Tıpkı senelerdir olduğu gibi, ayıcıklı yorganımın altında uyuyacağım ve sabah yine güleceğim.
13 Haziran 2013 Perşembe
En Kanayan yerim
Hüzün dolanıyor yine etrafımda.
Kulağımda kulaklık, çalıyor belli belirsiz bir müzik.
Beynimin en kuytu köşelerinde sen ve hayallerim.
Bir bir geliyorlar gözümün önüne.
Başka tenlere sığnıyorum.
Korkuyorum!
Acıtığım gibi acımasından kalbimin ve korktuğum başıma geliyor.
En kanayan yerinden acıyor sarılmamış yaralarım.
Her gelen yeni bir özlem.
Her gidenim yeni bir sen!
Seviyorum!
Acıyı, hüznü, üzmeyi, kaybetmeyi.
Kendimi seviyorum, bendeki seni.
Bendeki seni yücelten gözlerini.
Saçlarına dokunduğum anı, gözlerinde kendimi bulduğum zamanı.
Seni sevdiğim gibi seviyorum.
Ağlıyorum!
Yokluğun ağır geliyor gece terazime.
Hangi mutluluğu koysam da eşitlesem gözyaşlarımı.
Fazla gelir, neresinden bakarsam bakayım sana.
Sonra bir ses yankılanıyor etrafta"AĞLAMA"
Gözyaşı değil bunlar diyorum, bilinmezlik,
Kollarında buluyorum kendimi daha sonra başkalarının.
Başkalarının hayali oluyorum,
Hayalimdekinin yokluğundan saçmalıyorum işte.
12 Şubat 2013 Salı
Seviyor Sev"m"iyor
Gidememekte var seni sevmeyenden.
Kalbinden atamamak hele insanı öldüren.
Gel gelelim aşk bu,
Çıkar her önüne her delikten...
Böyle bir şiirimle başlamak istedim bu yazıma. Şiirin gidişatı o kadar uyumsuz, o kadar şekilsiz ve düzensiz.
Okundukça akla yatıyor ama bir şey hissettirmiyor.
Böyleydi işte benimde ilişkim. Güzel görünür fakat değil. Kandırıyor muşum kendimi meğersem. Aşk iki kişilik olurmuş. Tek başına can sıkıntısından başka bir şey değilmiş. Gözlerine, yüzünün o yuvarlak hatlarına, erkeksi tavırlarına aşık olduğunuz adam sizi SEVMİYOR. Bu kelimedeki M harfi orada olsun istemezdim fakat görünen köy M harfine muhtaç olmazmış.
Ama ben muhtaçtım. Keşke deyip ağladım. Çünkü artık sabrım bir yere kadar benimle beraberdi ve artık beni terk etti.
Acaba diyorum sevmese aramaz sormaz.
Ama bilmiyorum. Ona "seni seviyorum" bile diyemiyorum karşılığını alamayacağım için. Demeyi çok isterdim.
Bunu bile bile ondan gidemiyorum.
Gitmeyi isterdim. Giderim ama dönüşüm olacağı için gerek duymuyorum. Aslında ondan gitmek istemiyorum. Saatlerce aklımda tek onunla konuşuyorum.
Beynim dön dolaş konuyu O'na getiriyor. Ama bir türlü gitmem için cesaret vermiyor.
Sanırım her şeyin ilacı sabır ve zaman...
Kalbinden atamamak hele insanı öldüren.
Gel gelelim aşk bu,
Çıkar her önüne her delikten...
Böyle bir şiirimle başlamak istedim bu yazıma. Şiirin gidişatı o kadar uyumsuz, o kadar şekilsiz ve düzensiz.
Okundukça akla yatıyor ama bir şey hissettirmiyor.
Böyleydi işte benimde ilişkim. Güzel görünür fakat değil. Kandırıyor muşum kendimi meğersem. Aşk iki kişilik olurmuş. Tek başına can sıkıntısından başka bir şey değilmiş. Gözlerine, yüzünün o yuvarlak hatlarına, erkeksi tavırlarına aşık olduğunuz adam sizi SEVMİYOR. Bu kelimedeki M harfi orada olsun istemezdim fakat görünen köy M harfine muhtaç olmazmış.
Ama ben muhtaçtım. Keşke deyip ağladım. Çünkü artık sabrım bir yere kadar benimle beraberdi ve artık beni terk etti.
Acaba diyorum sevmese aramaz sormaz.
Ama bilmiyorum. Ona "seni seviyorum" bile diyemiyorum karşılığını alamayacağım için. Demeyi çok isterdim.
Bunu bile bile ondan gidemiyorum.
Gitmeyi isterdim. Giderim ama dönüşüm olacağı için gerek duymuyorum. Aslında ondan gitmek istemiyorum. Saatlerce aklımda tek onunla konuşuyorum.
Beynim dön dolaş konuyu O'na getiriyor. Ama bir türlü gitmem için cesaret vermiyor.
Sanırım her şeyin ilacı sabır ve zaman...
8 Şubat 2013 Cuma
"Aşkın gelişi Aklın Gidişi" Demişler
Aylardır uğruna ağladığım adam.
Gece onu düşünmekten uyuyamadığım adam tekrar geldiiii.
Çakır....
Merzifon'da nişan vardı. Oraya gittik.Çakırda Merzifon da yaşıyor. Ben onu çağırdım ama tık yok. Hemen Facebook adresime girip arkadaşına dedim." Ben şurdayım, onuda al gel".
20 dk bile sürmedi, geldilerr.
Arabadan indi, bana doğru geliyo. Evet aşık olduğum adam sonunda, 6 ay süren bi zaman sonra karşımda.
Önce ne diyeceğimi bilemedim tabiii. Hemen elimi uzattım, tokalaşmak için.Sonra ben elini bırakmamaya razıydım. Bırakmayacaktımda, o da geri çekmedi elini ama arkadaşııı Merhaba deyip elini uzatınca malum elimi çekip onunla tokalaşmak zorunda kaldım.
Konuştuk biraz, sonra ben arkadaşını biraz uzaklaştırdım. Çünkü yalnız başımıza olmamız lazım.
Aklımda tilkiler dönerken arkadaşı olmaz yanımızda.
Karşı karşıyayız, o çakır gözleri gözlerimde.
Bir adım atsam çok şey olacak ...
Beni sevip sevmediğini sordum.
-"Ya seviyorum diyeceksin, ya da sevmiyorum diyeceksin."
-Eline ne geçecek.
-En azından yoluma bakarım.
-Yoluna bakacaksan bak yani..
-Yok ya seviyorum diyeceksin ya sevmiyorum ya da ortası bişey diyeceksin". dedim ve güldüm.
-Ortası bişey o zaman.dedi güldü.
Ne diyeceğimi bilemedim. Seviyorum demediği için ağlasam mı, sevmiyorum demediği için sevinçten havalara mı uçsam bilemedim.
Hep böyle ortalardaydık, ne onunum diyebiliyordum. Ne de onun değilim diyebiliyordum.
Hep ortada olduğumuz için acırdı kalbim. Ama değişmiş şeyler vardı. Ben onu tanıyordum mesela, oda beni tanıyordu artık.
Tükürdüğümü yalamam demişti bana bir seferinde.
Umudumu kesmemiştim ben hiç bir zaman. Kesemezdim, çünkü o benim aşık olduğum adamdı.
Neyse...
Sonra buna doğru bir adım attım. O kadar yakındık ki.
Birde üstünde eşofmanı vardı, üst eşofmanının fermuarı açıktı. Bende onları tutuyordum.
Yaklaştım ona, yukarı baktığımda önce dudaklarıyla karşılaştım, daha sonra gözleriyle. Karamlıkta bile nasıl parlıyordu o gözler.
-Ben şimdi sana sarılcam.
-Niye.
-Ölmeden sevdiğime sarıldım demiş olurum.
-O kadar mı çok seviyorsun?
-Evet o kadar çok seviyorum. dedim ve sarıldım.
Ama beklediğim gibi değildi. Odun olduğundan bahsetmiştim. Sadece tek eliyle sarıldı oda.
Aşık olduğum adamla istediğim her şeyi yapamıyordum, eğlenemiyordum, mutlu değildim.Ama o an mutluydum. O ara sevgili olduk.
Yaklaşık 3 hafta oldu.
Arada mutluyum, arada mutsuz.
Hayat bu zaten, ne güldürür her zaman, ne de ağlatır.
Gece onu düşünmekten uyuyamadığım adam tekrar geldiiii.
Çakır....
Merzifon'da nişan vardı. Oraya gittik.Çakırda Merzifon da yaşıyor. Ben onu çağırdım ama tık yok. Hemen Facebook adresime girip arkadaşına dedim." Ben şurdayım, onuda al gel".
20 dk bile sürmedi, geldilerr.
Arabadan indi, bana doğru geliyo. Evet aşık olduğum adam sonunda, 6 ay süren bi zaman sonra karşımda.
Önce ne diyeceğimi bilemedim tabiii. Hemen elimi uzattım, tokalaşmak için.Sonra ben elini bırakmamaya razıydım. Bırakmayacaktımda, o da geri çekmedi elini ama arkadaşııı Merhaba deyip elini uzatınca malum elimi çekip onunla tokalaşmak zorunda kaldım.Konuştuk biraz, sonra ben arkadaşını biraz uzaklaştırdım. Çünkü yalnız başımıza olmamız lazım.
Aklımda tilkiler dönerken arkadaşı olmaz yanımızda.
Karşı karşıyayız, o çakır gözleri gözlerimde.
Bir adım atsam çok şey olacak ...
Beni sevip sevmediğini sordum.
-"Ya seviyorum diyeceksin, ya da sevmiyorum diyeceksin."
-Eline ne geçecek.
-En azından yoluma bakarım.
-Yoluna bakacaksan bak yani..
-Yok ya seviyorum diyeceksin ya sevmiyorum ya da ortası bişey diyeceksin". dedim ve güldüm.
-Ortası bişey o zaman.dedi güldü.
Ne diyeceğimi bilemedim. Seviyorum demediği için ağlasam mı, sevmiyorum demediği için sevinçten havalara mı uçsam bilemedim.
Hep böyle ortalardaydık, ne onunum diyebiliyordum. Ne de onun değilim diyebiliyordum.
Hep ortada olduğumuz için acırdı kalbim. Ama değişmiş şeyler vardı. Ben onu tanıyordum mesela, oda beni tanıyordu artık.
Tükürdüğümü yalamam demişti bana bir seferinde.
Umudumu kesmemiştim ben hiç bir zaman. Kesemezdim, çünkü o benim aşık olduğum adamdı.
Neyse...
Sonra buna doğru bir adım attım. O kadar yakındık ki.
Birde üstünde eşofmanı vardı, üst eşofmanının fermuarı açıktı. Bende onları tutuyordum.
Yaklaştım ona, yukarı baktığımda önce dudaklarıyla karşılaştım, daha sonra gözleriyle. Karamlıkta bile nasıl parlıyordu o gözler.
-Ben şimdi sana sarılcam.
-Niye.
-Ölmeden sevdiğime sarıldım demiş olurum.
-O kadar mı çok seviyorsun?
-Evet o kadar çok seviyorum. dedim ve sarıldım.
Ama beklediğim gibi değildi. Odun olduğundan bahsetmiştim. Sadece tek eliyle sarıldı oda.
Aşık olduğum adamla istediğim her şeyi yapamıyordum, eğlenemiyordum, mutlu değildim.Ama o an mutluydum. O ara sevgili olduk.
Yaklaşık 3 hafta oldu.
Arada mutluyum, arada mutsuz.
Hayat bu zaten, ne güldürür her zaman, ne de ağlatır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)