23 Haziran 2013 Pazar

ÇOCUKLUK ÖNEMLİYMİŞ MEĞERSE

Yine canım yanacak biliyorum, yine ağlayacağım ayıcıklı yorganımın altında. Anneme anlatıp gibi yapıp yine içimde yaşayacağım her şeyi biliyorum. Birine elveda demesini beceriyorum becermesine ama sonrasını getiremiyorum.
Birine alışıyorum ona mesafeli davranmayı beceremiyorum. Bir tabak mutluluk için canımdan vezgeçeceğim neredeyse...

Açmasını bekliyorum açmıyor, aklımda bir sürü hikaye kuruyorum.. Yazıyorum saçmalıyorum kızıyor.
Bu kız beni merak etmiş, iyi şeyler duymak için böyle saçmalamış diye düşünen yok...

Çok orospu bir kalbim olduğunu kanıtladım. Kimseye ama kimseye değer vermeyen, verse de kırdığı zaman kahrımdan ölsem de bunu belli etmeyen sapık ruhlu bir kalbim var benim.
Kendi yalnızlığımı kendim kuruyorum resmen, hayatımdan şunları def edeyim de peşimden koşsunlar , seviliyor muyum anlarım bu sayede mantığı var bende.
Sağolsunlar bazı kerizler, yani beni seven canlarım var böyle... Ama bunun tersini gösterip sen kimsin, sen benim peşimden koş diye planlayanlar da var tabi.
Çocukluğumda kötü bir şeyde yaşamadım ama neden sevgiye bu kadar düşkün bir insanım. Herkes beni sevsin istiyorum, iyi bir insan değilim ama kötüde değilim...
Ama seviliyorum bazen, bazen değil hep sevilmek istiyorum.

Açmadı, çaldırdım açmadı..
Halbuki çaldırınca anlıyordu... Açardı, ya da evde değilim diye mesaj atardı.
Müsait değil mi acaba? Öldü mü, yok yok ölmemiştir kesin sıkıldı...
Birde bu düşünce var. Aslında çok eğlenceliyim ben ama aşk meşk konularına gelince her şeyin büyüsünü bozuyorum :(
Kahretsin !
Bu gecede mutsuzum.
Onunla konuşmaya başlayalı 2. mutsuzluğum.. Hep kafamda kurduğum hikayeler yüzünden.. Hep öyle gördüm aslında. Hep yaralandım, hep dışlandım..
Hiç kimse beni gerçekten sahiplenerek sevmedi.. Hiç sevilecek kız olamadım, hep başımdan def ettim hep burnum havada kaldı. Ama buna rağmen sevdiler beni. Keşke diyorum keşke küçükken dışlamasaydı o zengin piç kurusu kızlar.
"Sen bizle oynama " demeseydi kaltaklar.
Aslında fakir değildik ki bi, gayet güzel geçiniyorduk ama demekki onlar fazlaca zengindi.
Tek başıma oynardım, abilerimle oynardım..
Mor siyah çizgili kadife eteğim vardı, onu elimle tutar içine taş toplardım. Çoğu şeyi de abilerimden öğrendim.
Ama büyüyünce onlarda oynamadılar benimle...
Kulağımın teki kepçe benim, gözlerimde büyük..
Hep ama hep dalga geçtiler küçükken benimle. Ama ben yine de dimdik yürüyordum, hiç bir zaman eğmedim başımı yere.
Küçük yaşta susmayı öğrendim, erkeklere bile kafa tutardım. Sürekli de tükürürdüm çete başları gibi.. Sürekli abimlerle oynadığım için erkek gibiydim.
Hiç bir şeyime dikkat etmezdim.
İlkokul 5. sınıfa geçerken beni çirkin buldukları için güzelleşmeye çalışırdım... Ve tek yaptığım bıyıklarımı almaya çalışmaktı.
Aslında Burak vardı, yumurta kafa derlerdi ona.
O seviyodu beni, sevgiliydik hatta küçükken. O yaşta ne bilmişiz bizde. Ben ona kek yapıp götürürdüm, mektup yazardık. Ağlardım, hep ağlardım yine.
O zamandan bu güne hep ağlıyor muşum meğerse ben...
Bu yüzden yüzsüzmüşüm, bu yüzden her şeyle dalga geçer mişim, beni oyuna almayan kahpeler yüzündenmiş burnumun kalkıklığı ve ben bunu yeni itiraf ediyorum kendime.

Meğerse hiç iyi geçmemiş benim çocukluğum!

Hala açmadı, bekliyorum ve açmayacak...
Yatağıma geçip ağlayacağım şimdi, daha sevgilim olmayan biri için, çocukluğumdaki laflar için, sevgiye boğulmak istediğim için...
Aslında tek yenilgim aylardır aşık olduğum adamdı. Sevdi yada sevmedi diyemedim. O benim duygularımı uçuruma sürükledi, beni hep çocukluğuma götürdü. Çünkü beni sevmedi!

Şimdide böyle olacak, kurgularım yüzümden kaybedeceğim bir kez daha. O kadar alışmışım ki mutsuzluğa, kırılmaya. Mutlu olmaya gelemiyorum.
Tıpkı senelerdir olduğu gibi, ayıcıklı yorganımın altında uyuyacağım ve sabah yine güleceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder