26 Haziran 2013 Çarşamba

RÖNTGENCİ AMCA

Hani biriyle konuşuyodum ya, açmasını bekliyordum ya o kişi var ya hani.
Aramız iyi değildi zaten, sıkılmaya başladığımız hatta sıkıldığımız bariz ortadaydı. Neyse ben sms yaptım beyefendi mezuniyetteydi sonra işi bitince attı mesaj. 5 mesaj felan konuşup yorgunum deyip uyudu.
Ama ben uyuyamıyorum, sonra sıkıldım açtım Pc'yi.
Oha, oha lan!!!
Açık, uyumuyo muydu bu bebe.
Uyumuycak mıydı bu. Atar yapsam "sanane aparsam yaparım" der. Beni kırdığını belli edemem. Zaten göt kaldırmada üstüme yok.
Sonra işte, "Yorgunluğun gitmiş :)" diye mesaj attım...
Görüldü demeden yattım. Sonra düşündüm, sen 1 sene aşık olduğun mavi gözlü adamdan nasıl vazgeçersin ya, hem o kahverengi gözlü.
Sonra dedim kendine gel,  ara aşık olduğun adamı vazgeçme birdaha.
Aradım ama gece 2 saat. Arıyorum arıyorum açmıyor. 5 kere aradım. Telefonunu annesi açsa sohbet edeceğim yani. Telefonu sessizdeyse de sabah kalkınca endişelensin diye mesaj atıyodum "uyanman lazım !!!"diye.

Yavrumun sms yok tabi beni ara attı. Ben şimdi ne diyecem, Seni sevdiğimi söylemek için aradım diyemem. "Bu saatte bu yüzden mi uyandırıyosun" der o mal.

Sonra aradım, ama üşüyorum.
Uyuyomuş, "sabah hastaneye gitcem ameliyat olabilirim de hakkını helal et" dedim, "Manyak manyak konuşma kızım, doktorun hiç işi yok sabahın köründe seni ameliyata alır , için rahat edecekse tamam helal olsun sende et" dedi
Bir kere ya alırsa, hııı doktorun işi bu değil mi zaten hıııı?
Neyse, aslında bunların bahane olduğunu başka şeyler söyleyeceğimi söyledim. Girdim konuya "Olmuyo, senden başkasıyla yapamıyorum, gel tekrar başlayalım, ne zaman ararsan ara, ne zaman mesaj atarsan at ama gel artık" dedim.
"Ya kızım tamam sonra konuşuruz erken kalkcam" dedi uyudu.
Bende deli divane aşığım ya haniiii sesini duydum en azından heyecanıyla uyudum mışıllllll mışııllll...


Sabah kalkınca da doktora gitcem. Kalktım duş aldım, sonra hastaneye gittik. Röntgen çektircez. Adam soyun kabinde mavi şeylerden giy dedi.
Ne biliyim ben göğüsten röntgen çekceğini, sorun kıçımda, röntgen göğüsten olmaz ki amaaaaa.
Bende soyundum anadan doğma , adam da "hadi kızımm"diyo. Biliyorum uyuşuğum biliyorum ne yüzüme vuruyorsun kiiii !!
Sonra demez mi altını çıkartmıycaktın kızım diye.
Rezil  oldum rezillll, sonra zaten EKG'nin o aletleri somsoğuk.

25 Haziran 2013 Salı

Ölüyorum Yalnızlıktan Sesi mi Duyan Var mııııı?

Halime ağlayayım mı güleyim mi bilemiyorum.
Neden hemencik birilerine bağlanıyorum bilmiyorum. Başkası hemen bağlansa hayaller kursa salak ya bu kız derim.
Ama asıl ben salağın en önde gideniyim.

Zeki dedik, yakışıklı ordan burdan dedik, konuşması çok güzel, komik dedik, seveyim bari bunuda Recep hayvanından kurtuluyum dedik.
Yine elime yüzüme bulaştırdım tabii.
Tam da sevmeye başlamıştım ya !
Ama paranoyalarım yüzümden salak gibi kaldım ortada. Kimsede yazmıyo zaten, tatilde bok gibi geçiyo.
Yalnızlıktan geberiyorum kimsenin haberi yok.
Geri dön geri dön, ne olur geri döööönnn güldür beniiiii, sev beniiiiii

23 Haziran 2013 Pazar

ÇOCUKLUK ÖNEMLİYMİŞ MEĞERSE

Yine canım yanacak biliyorum, yine ağlayacağım ayıcıklı yorganımın altında. Anneme anlatıp gibi yapıp yine içimde yaşayacağım her şeyi biliyorum. Birine elveda demesini beceriyorum becermesine ama sonrasını getiremiyorum.
Birine alışıyorum ona mesafeli davranmayı beceremiyorum. Bir tabak mutluluk için canımdan vezgeçeceğim neredeyse...

Açmasını bekliyorum açmıyor, aklımda bir sürü hikaye kuruyorum.. Yazıyorum saçmalıyorum kızıyor.
Bu kız beni merak etmiş, iyi şeyler duymak için böyle saçmalamış diye düşünen yok...

Çok orospu bir kalbim olduğunu kanıtladım. Kimseye ama kimseye değer vermeyen, verse de kırdığı zaman kahrımdan ölsem de bunu belli etmeyen sapık ruhlu bir kalbim var benim.
Kendi yalnızlığımı kendim kuruyorum resmen, hayatımdan şunları def edeyim de peşimden koşsunlar , seviliyor muyum anlarım bu sayede mantığı var bende.
Sağolsunlar bazı kerizler, yani beni seven canlarım var böyle... Ama bunun tersini gösterip sen kimsin, sen benim peşimden koş diye planlayanlar da var tabi.
Çocukluğumda kötü bir şeyde yaşamadım ama neden sevgiye bu kadar düşkün bir insanım. Herkes beni sevsin istiyorum, iyi bir insan değilim ama kötüde değilim...
Ama seviliyorum bazen, bazen değil hep sevilmek istiyorum.

Açmadı, çaldırdım açmadı..
Halbuki çaldırınca anlıyordu... Açardı, ya da evde değilim diye mesaj atardı.
Müsait değil mi acaba? Öldü mü, yok yok ölmemiştir kesin sıkıldı...
Birde bu düşünce var. Aslında çok eğlenceliyim ben ama aşk meşk konularına gelince her şeyin büyüsünü bozuyorum :(
Kahretsin !
Bu gecede mutsuzum.
Onunla konuşmaya başlayalı 2. mutsuzluğum.. Hep kafamda kurduğum hikayeler yüzünden.. Hep öyle gördüm aslında. Hep yaralandım, hep dışlandım..
Hiç kimse beni gerçekten sahiplenerek sevmedi.. Hiç sevilecek kız olamadım, hep başımdan def ettim hep burnum havada kaldı. Ama buna rağmen sevdiler beni. Keşke diyorum keşke küçükken dışlamasaydı o zengin piç kurusu kızlar.
"Sen bizle oynama " demeseydi kaltaklar.
Aslında fakir değildik ki bi, gayet güzel geçiniyorduk ama demekki onlar fazlaca zengindi.
Tek başıma oynardım, abilerimle oynardım..
Mor siyah çizgili kadife eteğim vardı, onu elimle tutar içine taş toplardım. Çoğu şeyi de abilerimden öğrendim.
Ama büyüyünce onlarda oynamadılar benimle...
Kulağımın teki kepçe benim, gözlerimde büyük..
Hep ama hep dalga geçtiler küçükken benimle. Ama ben yine de dimdik yürüyordum, hiç bir zaman eğmedim başımı yere.
Küçük yaşta susmayı öğrendim, erkeklere bile kafa tutardım. Sürekli de tükürürdüm çete başları gibi.. Sürekli abimlerle oynadığım için erkek gibiydim.
Hiç bir şeyime dikkat etmezdim.
İlkokul 5. sınıfa geçerken beni çirkin buldukları için güzelleşmeye çalışırdım... Ve tek yaptığım bıyıklarımı almaya çalışmaktı.
Aslında Burak vardı, yumurta kafa derlerdi ona.
O seviyodu beni, sevgiliydik hatta küçükken. O yaşta ne bilmişiz bizde. Ben ona kek yapıp götürürdüm, mektup yazardık. Ağlardım, hep ağlardım yine.
O zamandan bu güne hep ağlıyor muşum meğerse ben...
Bu yüzden yüzsüzmüşüm, bu yüzden her şeyle dalga geçer mişim, beni oyuna almayan kahpeler yüzündenmiş burnumun kalkıklığı ve ben bunu yeni itiraf ediyorum kendime.

Meğerse hiç iyi geçmemiş benim çocukluğum!

Hala açmadı, bekliyorum ve açmayacak...
Yatağıma geçip ağlayacağım şimdi, daha sevgilim olmayan biri için, çocukluğumdaki laflar için, sevgiye boğulmak istediğim için...
Aslında tek yenilgim aylardır aşık olduğum adamdı. Sevdi yada sevmedi diyemedim. O benim duygularımı uçuruma sürükledi, beni hep çocukluğuma götürdü. Çünkü beni sevmedi!

Şimdide böyle olacak, kurgularım yüzümden kaybedeceğim bir kez daha. O kadar alışmışım ki mutsuzluğa, kırılmaya. Mutlu olmaya gelemiyorum.
Tıpkı senelerdir olduğu gibi, ayıcıklı yorganımın altında uyuyacağım ve sabah yine güleceğim.

13 Haziran 2013 Perşembe

En Kanayan yerim

Hüzün dolanıyor yine etrafımda.
Kulağımda kulaklık, çalıyor belli belirsiz bir müzik.
Beynimin en kuytu köşelerinde sen ve hayallerim.
Bir bir geliyorlar gözümün önüne.
Başka tenlere sığnıyorum.
Korkuyorum!
Acıtığım gibi acımasından kalbimin ve korktuğum başıma geliyor.
En kanayan yerinden acıyor sarılmamış yaralarım.
Her gelen yeni bir özlem.
Her gidenim yeni bir sen!
Seviyorum!
Acıyı, hüznü, üzmeyi, kaybetmeyi.
Kendimi seviyorum, bendeki seni.
Bendeki seni yücelten gözlerini.
Saçlarına dokunduğum anı, gözlerinde kendimi bulduğum zamanı.
Seni sevdiğim gibi seviyorum.
Ağlıyorum!
Yokluğun ağır geliyor gece terazime.
Hangi mutluluğu koysam da eşitlesem gözyaşlarımı.
Fazla gelir, neresinden bakarsam bakayım sana.
Sonra bir ses yankılanıyor etrafta"AĞLAMA"
Gözyaşı değil bunlar diyorum, bilinmezlik,
Kollarında buluyorum kendimi daha sonra başkalarının.
Başkalarının hayali oluyorum,
Hayalimdekinin yokluğundan saçmalıyorum işte.