9 Eylül 2012 Pazar

Özledim.

R gitmişti. O gitmişti ve ben hiç bişey yapamadım.
Ben gerçekten aşık olmuştum ona. Hiç kimse değildi o farklıydı herşeyiyle.
O benimdi, o odunluğuyla benimdi Beklemedim ben ondan aşk sözcükleri olduğu gibi kabul ettim sabrettim ve kaybettim. Beni terketti.  hafta sonra tekrar biriyle sevgili oldum. Hoşuma gidiyo onunla konuşmak. Birinin benimle ilgilenmesini özlemişim. R böyle değildi, bana söylediği en güzel cümle 2-3 yada bilemeden 5 taneydi. 1 ay 20 günde.
Şimdiki sevgilime kıvırcık diycem.
Saçları dalgalı ama olsun. O gerçekten iyi biri, kısa zamanda ona değer vermemi sağladı. Ama ben R yi özledim. Bunu kimseye söyleyemiyorum. Millet te bıktı benim değişik tavırlarımdan ama özledim. Geçen ona msj attım R... seni ben çok özledim diye. Bana ceevap bile vermedi. Oysa ben gerçekten çok özlemiştim onu. Şimdi de ağlıyorum... eylül ün 13 ünde doğum günü var.
Süpriz hazrlıycaktım hala sevgili olsaydık. Ama şimdi sadece kuru kuru mesaj atıcam. Gelmiş geçmiş sevgilileri arasından eminim en çok ben sevdim onu. Biliyorum doğum günü mesajıma bile cevap vermiycek. Ama olsun ben atcam. Facebook sohbet sayfasında arkadaşı açık oluyo. Ona sormak istiyorum nasıl olduğunu ondan öğrenmek istiyorum ama oda gider R ye söyler seni soruyo diye bu sefeer R bunalcak benden.
Ben tüm ilişkimiz boynca sadece onu bunaltmamayı istedim. Bunaltmamaya çalıştım. O benim mavi gözlümdü, gözlerine, duruşuna, konuşmasına ses tonuna aşık olmuştum ben onun.
Ben gerçekten içim rahat ede ede birine aşık olmuştum diyorum.
Kısa ve öz oldu. İlk defa bi ilişkide liderlik bende değildi. 
Bugün daha çok özledim sanırım onu. Gün geçtikçede özlycem. Ama unutmam lazım sevmemem lazım onu. Bi ilişkim var şu an onu üzmek istemiyorum. Ama ben her gece onu dşünerek uyuyorum.
Yine birine unutmadan başka biriyle ilişkiye bşladım.
Gitmeseydi nolurdu sanki. Tek istediğim onun ölümüne sevdiği kadın olmaktı. 
saçlarına dokunduğum gün geliyo aklıma. Babası aramıştı yanımdayken, o telefonla konuşurken ensesindeki saçları karıştırmıştım yavaş yavaş. Gülümsedi..
Hoşuna gitmişti.
O beni benim yanımdayken seviyodu. O beni seviyodu, bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum çünkü gerçekti. Ama olmadı.
Bir dahada olmayacak olması acıtıyo benim canımı. Olmayacak, olmayacak.
Hayal kurmamıştım çünkü olmayacağını biliyodum. Hayal bile kuramadığım birine aşıktım, hala aşığım.
Gelmiyceğini bile bile bekliycem demiyorum ben, beklemiyorum ama aşığım.
Çocuklarım anne ilk aşkın kim dediklerinde cevabım o olacak



26 Ağustos 2012 Pazar

Keşke...

Giderken mutluluklar diledi , yüzsüzce.
Yüzsüzdü çünkü mutluluğum zaten oydu, birde mutluluklar demesi yok muydu..
Kendine iyi bak dedi birde. Olur paşam bakarım kendime, sen beceremedin bana bakmayı, elimi tutup bırakmamayı, ben beceririm kendime iyi bakmayı.
Senin yerine de severim kendimi ben. Kelimeler düğümlendi boğazımda, söyleyemedim yine söylemek istediklerimi. Ağır konuşacaktım bu sefer. İçimdekileri damla damla dökecektim sana.
Olmayacak şeylere amin demem yüzündendi hep başıma gelen.
Ağlamak ise basitleşmişti, ağlamamaktı benim için zor olan.Her zaman zor olanı başarmışımdır. Ağlamıyorum ben, ağlatıyorum yine bi kızı diye sevinme sakın.
Kim bilir ağlayacak kadar düşersem, elimden tuttuğun günü hatırlayıp gülerim. Gözlerin gelir aklıma toparlarım kendimi.
Bi gün karşına çıkacak gücü bulabilrsem, tebrik edecem seni. 
Bak öğrendim artık ağlamamayı, güvenmemeyi, sikilmiş duygularımı düzeltmeyi, yaşamayı.
Bağlanmıyorum da kimseye, sevemiyorum da zaten. Bu yüzden tebrik edicem seni. Çok güzel korudun aslında beni, bir daha üzülmeyecem senin sayende ve her gözümü yumduğumda aklıma gelen sen olacaksın.
Aşık olduğum, diye anacak kalbim seni, öyle hatırlayacak beynim.
Öyle arıycak gözlerim boş sokaklarda seni. Bir gün çok duycaksın adımı, adımın yanında seni.
Seni tanıycak herkes, kırık cümlelerimden bilecekler.
Gördükleri zaman bu olmalı diyecekler, öylesine derin ezberledim çünkü seni.
Öylesine çaresizce de sevdim. Ama adını bilmeyecekler hiç bir zaman, sadece yakınlarım bilcek. 
Gizli, bi o kadar da herkesin bildiği...
O zaman sana sadece "keşke" demek kalacak. 



21 Ağustos 2012 Salı

Peçetelerimi Çaldılar

Hep kanatanlar oldu kabuk bağlayan yaralarımı. Ben peçete bastıkca yaralarıma onlar geldiler çalıp kaçtılar peçetelerimi. Tekrar tekrar kanadı, acısı gittikçe acısada , dokunmasada bünyeme, peçetelerimi çalmışlardı bikere, bulamadım yaralarımı kapatacak bi madde.
Bulsam olmadı, tekrar kanattı bulduklarım. En iyisi saldım çayıra mevlam gayıra yapıp hiç bişey basmadım yaralarıma. Bıraktım olduğu gibi, kendi kendine dursun kanaması dedim, geriye dönünce tekrar kanamasın, içindekiler boşalsın diye düşündüm.
Keşke önceden düşünebilseymişim bunu. Eski sevgilim sevgilisiyle önümden giderken birazda olsa içim acımazdı belki. Diğer eski sevgilim bana arkadaş gözüyle bakmsaydı canım acımazdı belki. Sadece güler geçerdim. Başka limanlar bulmsaydım kendime belkide yaramı kapatan, yarayı açan kişi olurdu.
Fakat ben her seferinde kaçış yapmayı denedim. Yaralarıma , yara katacak kişilere sığındım.
Ben önceden beyinsizdim, aptaldım, maldım, salaktım. Şimdi ise AŞIK.
 İki yönlü yaşanır aşk, önce mutlu eder, sonra gerçek yüzünü gösteriverir. Acısını tattırmadan bırakmaz insanların peşini, göçüp gitmez kalplerinden. Kanatır, kanatır, sömürür bütün duygularını, herşeye karşı acımasız duygusuz bencil olacak hale getirir. Sonra da gider kalpten. Yani adamın ağzına sıçar sıçar gider.
Ama mutlaka gider mutlaka!
Sabrediyorum, onun davranışlarna, belkide sevmemesine...
Bırakamıyorum, çünkü korkuyorum. Bu kadar korksam bile bırakırdım ben, şimdi bıraksam dön dolaş bana gelmeyecek biliyorum bırakamıyorum.
Yapmıyorum bunu kalbime, ona zararı yok çünkü zarar bana. Bırakmıyorumda çok mu iyi bok yiyorum.
Ama bırakamıyorum, ben adam gibi seviyorum bu sefer, gönlüm başkasına kaymadan, yalansız seviyorum ben bu sefer.
Sevecek biliyorum, az daha zaman geçsin sevecek...
Beni sevenler hem huylarımı doğallığımı, konuşmamı sevmişlerdi buda sevecek biliyorum. Ben onu herşeyiyle seviyorum. Yarama yara katacak olsada, kırsada, üzsede, ağlatsada bu sefer aptallık değil aşığım biliyorum vazgeçemiyorum.
Korkuyorum çünkü seviyorum.
Vazgeçemiyorum çünkü onsuz yapamayacağımı biliyorum.
Katlanıyorum çünkü umudumu kaybetmiyorum.
Çünkü ben aşığım...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Abilerim Benim Herşeyim

Bugünde hayatımın iki büyük erkeğinden bahsedeceğim.
Benim iki tane birbirinden çok sevdiğim abiciklerim var.Biraz önce mutfağa gittimde ayağıma he abilerimle oynadığım minik sofra takıldı.
Sofra tahtadan böyle küçücük, onun altında ayaklarını tutturan tahta vardı. Bende küçükken ordan geçmeye çalışıyodum 10 cm yoktur arası o küçücük yerden geçmek büyük göt ister doğrusu ve düşünün nasıl küçük olduğumu. Ben abilerimi sevmem, ama aslında severim.Ortanca abimi hiç sevmem bakarsanız, ama babam kızsa ona ilk benim içim cız eder.Onu hiç yanıma yaklaştırmam ben, büyük abim yurtta kalıyo mesela o geldiğinde sabah benim yanımda yatar sarılırz ama diğer abimle öyle değiliz. O abimi daha çözemedim, bi anda o kadar iyi oluyo ki sevgilimi bile anltmıştım. Bi andada o kadar kötü oluyo ki evden dışarı çıkmayım diye kapıyı kilitlediği zamanları biliyorum yemin ederim.
Bizim mahallemizde çok arkadaşım var, benide severlerdi saolsunlar her zaman çağırırlardı oynamaya. Annemde günlüğe giderdi, abimle de ben evde kalırdım, diğer abim zaten yurtta kalıyo. Annem gelene kadar yapabildiğimce evleri temizlerdim, genelde yattığım için hep azar yerdim ama neyse o başka bi konu.
Arkadaşlarım balkona vururlardı, 1. katta oturuyoruz balkonda biraz alçak. Abim çıkardı, yok gelemez derdi hemen. Ben nasıl ağlardım, bağırırdım, hakaret ederdim.
Nefret ettiğimi binlerce kez dile getirdiğim olmuştur eminim. Ben dışarı çıksam beni yemezler ya. Bu yüzden arkadaşlarımda hiç sevmezler abimi. Annem izin verse çıkmama bu abim geri çağırırdı, gelmezsem kolumdan tutar zorla sokardı. Ben de az değilim tabi gücüm yetiyodu ona kaçıyodum hep. Hatta bi gün o kadar çok sinirlendirdi ki beni demliği fırlattım, elime bıçak aldım. Ama nasıl sinirden ağlıyorum artı titriyordum. Bişey dese, vursa saplayacam bıçağı . Bende var o güdü, hiç acımam kimseye. 
Sonra aldı elimden bıçağı allaaahh biz nasıl kavgaya tutuştuk, sonra annem geldi. 
Bastı oda fırçayı. Babam zaten hiç benden yana olmadı bugüne kadar. Hep abilerim haklıydı ona göre. Her yaptığım bizim ailemize uygun değildi.
Annemden Allah razı olsun çoğunlukla o korurdu beni.
Şimdi en büyük abim 21 yaşına gircek dolayısıyla askerde.O da çok kızgındır, iyidir olgundur dışarı çıkmama bişey demez fakat beni milletin yanında aşağılar.
Buda onun daha tam olarak olgunlaşmadığını gösterir. 
Kara Tren şarkısı vardı, onu bana en büyük abim öğretmişti. Kız arkadaşlarımdan çok abilerimle oynardım. Körebe oynardık, saklambaç, futboll...
Sakız şişirip patlatmayı bile onlardan öğrendim ben. Bi gün abimler Vezirköprü'ye köyde kalmaya gittiler.
Evde tek kaldım aman Allah'ım oda ne . Canım sıkılıyooo. Miğdem bulanıyo, o kadar canım sıkılıyo ki hemde, hasta olmuştum lan abimler yokken vallaha bak. Bu kadar değerli olduklarını bilmiyodum.
Hatta kusmuştum kaç kere, abimler gelincede çok mutlu olmuştum.
Şimdide ortanca abimle arada gezeriz, onun sigara parasını ayarlamaya çalışırız beraber.
Bunlar napsalar bana söylerler, yani en büyük abim sigara içtiğini gizliyodu ilk öğrenen ben olmuştum. En büyük sırdaşlarıydım ben onların. 3 ümüz gece yarılarına kadar dizi izlerdik.
Askerdeki abimide özledim, ama çok sinirli ya o. Ağzımdan bişey çıksa kızıyo korkoyrum ondan. Aslında ondan nefret etmem lazım. Çünkü kapanmam için baskı yapıyodu, ortanca abim ise arada gıcıklaşıyo ama yok yok ben seviyorum abilerimi. Canlarım benim.. Sonra birde küçük erkek kardeşim oldu. 9 aylık şuanda. Yerim onuuuuu.

Bunları okursanız bigün abiciklerim sizi sevdiğimi bilin, çok şey borçluyum size :P Amaan nerden okucaklar dimi.


12 Ağustos 2012 Pazar

Çok şey İstemiyorum

Ben sana bağlanmaktan korkuyorum.
Çünkü ben bağlanırsam normal olanı anormal görürüm. Ben bağlanırsam kör kütük severim. Ben bağlanırsam dünya sadece bizim etrafımızda döner. 2 kişilik dünya kurarım ve aramıza giren her neyse canımı yakar.
Ben bu yüzden bağlanmaktan korktum. Her birine bağlandığımda kalbim acıdı, bi annenin evladı ölse canı acır ya öyle kalbim acıdı. O kadar çaresiz kaldım.
Ben sana bağlanırsam, ayrılık denen illet başımıza gelirse yine çaresiz kalırım. Bi o kadar kırılgan.
Ama ben seni çok seviyorum.
İstersen kafamı kır, ama kalbimi kırma. Ben seni seviyorum çünkü.
Kolum kırılsa acımaz fakat kalp başka işte. O kırılırsa paramparça olur, düzelmez.
İstersen ağzına geleni söyle ama sev.
Sev, canımı ye hesabı yani.
Çok sev, mesela bazı şeylerden üstün olayım. 
Kalbinin tek sahibi olayım.
Gece yatarken aklına tek ben geleyim.
Sen beni çok sev, ben seni sonuna kadar hiç sıkılmadan , gözümü yummadan severim.
Mesaj atma, arama ama sevdiğini bileyim. Bunu sadece sözcüklerle yapma. Sözlere inanmam ben. 
Kalbin söylediğine inanırım, dilin söylediğine değil.
Ben beni sevene hele bu kişi sensen sana hayatımı adarım.
Ne kaybedersin ki? Ben acıtmam senin canını, ben sadece çok severim. Hiç bitmeyen bi ilişkimiz olsa, millet görüyon mu hala çıkıyolar dese...
Onu bunu bıraktım minicik elli oğlumuz ya da kızımız olsa çok mu fena olur.
O günlere geleceksek, yani istiyosan ben seni herşeyden üstün tutarım.
Koşa koşa en huzur bulduğum yere gelirim. Ben atmadan mesaj sen atsan, yüzümü gülümsetsen, kalbime huzur versen. Bak çok şey istemiyorum senden.
Seni seviyorum, seni annenin çocuğunu sevdiği kadar çok seviyorum. Seni sıkmamak, bunaltmamk istiyorum. Ben bi geri attğımda sen gel istiyorum, sonuçta ikimizin dünyası, tek benim bişey yapmamla olmuyo işte.
Bu sefer benim beynimdeki çakallar koşuşturuyo hemen. Sevmiyo bu diyorum, başlıyorum ağlamaya.
Sonra şöyle bi bakıyorum gözyaşlarıma ben bağlanmaya başlamışım, korktuğum başıma gelmiş.
Tek istediğimde her sabah sevdiğimin yanında uyanmak.



:Sen sev gerisi gelir zaten.







Hayal Kırıklığını Sevmem sevmem Sevemem

Bak yine birileri acıttı canımı. Biliyorum, her zaman aynı şeyler oluyo. Aşk diye bişey olmamalı. Ne saçma, sen sev it gibi deli gibi o senin canını acıtsın, mutlu etmesin, ama gülüşüyle seni kendine aşık etsin ya da sen o derece aptal ol.
Canım yandı yine, yine acıttılar annemin küçük kızının canını. Babamın fıstığını yine ağlattılar. Ağlamıycam diyorum fakat ağlıyorum. O kadar yanıyo ki canım, gözyaşlarım kendiliğinden , bardaktan taşarcasına acıyo. Böyle olmamalıydı işte, hayal ettiğim bu değil benim. Benim aşık olduğum insan bu değil. Hayalimdekine aşık olmuşum, gerçeğini görüncede böyle hayal kırıklığına uğruyorum .
Seviyorum, ama bağlanmadım. Ayrılsak tamam ararım , yokluğu kolay gelmez ama yinede çok büyük bi boşluk olmaz diye umuyorum. Ayrılsaydı daha iyiydi lan. 
Diyeceksiniz bu niye atarlı böyle. R 'ye artık bi takma isim bulmak lazım.
Buldum çakır :P
Neyse işte Çakır beni aradı konuştuk, biraz deli ettim onu ama oda durduk yere her şeyden deli oluyo. Sonra bidaha arayamam dedi niye dediğimde "canım istemiyo" dedi.
Canına sıçıyım senin. O an bunu demeyi çok isterdim. 
Afalladım bi an. 
Hayat işte siz aşık olursunuz o size böyle yapar.
Merzifon da kaldım bi kaç gün. Ben onu görmek için elimden geleni yapıyorum o kıçını kaldırmıyo. Sıçacan ağır abiliğine. Çay içiyom heyri demez mi bide çağırdığımda. 
Ne malım alıp üstüne dökmedim o çayı. Ne güzel olurduu ohhh rezilde olurdu o çok değeerli arkadaşlarına.Götümün kenarı böööööö.
Böö diyorum ama çok yakışıklı be. Nasıl çıkıyo benle anamadım :p
Ben buna aşığım diyorum ya.
Aşık olmadığımı anladım. Yani aslında aşık değil miyim onuda bilmiyorum. Aslında aşığım ama soğutuyo kendinden.
Ne biliyim bok bok duygular işte. Ama seviyorum, bunu biliyorum en azından.
İlgen aklıma gelmeye başladı son zamanlarda. Nefret ediyorum aklıma geldiğinde de oturup hüngür hüngür ağlıyorum.Birde kuzenim bi şarkı dinletti "İstanbul'da bir yarim var".
Lan nasıl ağladım beaaaa. Değmiyo biliyorum, hemde hiç değmiyo ammmaaa  napıyım kendiliğinden gidiyo gözyaşlarım.
Sevmiyorum, bana yaşattıkları ağırıma gidiyo sadece.
Çakır'ımı seviyorum ben. Ağzıma sıçsada seviyorum, ama böyle canı istediğinde arayıp canı istemediğinde aramazsa o zaman soğurum işte.
Sevdiğini gördükçe daha çok severim, sevmediğini gördükçe soğurum yani.
Sanırım onunda götünü ben kaldırıyorum. İpler elimden gitti, saldım çocuğu yaa.
Yeniden nasıl toparlayacam onuda bilmiyorum. Ayrılsam, götüm yemiyo. 
Sms'imde bitti, para vermiyo annem yapamıyoruuumm. :(
Ne kahredici bi durum lan. erkes mesaj atıyo ve benim smsim yok. Sevgilime günaydın bile diyemiyoruuum.
Bak bunun için yani smsim olmadığı için ağlayabilirim. En azından değiyo yani.

: İster ağzıma sıç istersen duvardan duvara vura vura kafamı gözümü kır. Ama sev, senden sadece bunu istiyorum.


7 Ağustos 2012 Salı

Mezardaki Sevgili

Arıyorum sesini, kokunu arıyorum yıllardır. Sokak sokak geziyorum. Üzerimde kokun, sora sora, başka kokulara çarpa çarpa burnum, seni arıyorum. Buldum diyorum, çekiyorum içime sen değilsin. Koku aynı fakat başka tenler, başka ruhlar çarpıyor gözüme.
Aramaya başlıyorum tekrar. Aynı ten, aynı ses, aynı koku ve aynı gülüş.
Kokunu bulabiliyorumda o gülüşünü daha bulamadım. Çok tebessüm, çok kahkaha geçirdim kulaklarımın derinliklerinden. Çok uğultular oluştu beynimde fakat olmadı. 
Gülüşünü bırak, benzeyen bi tebessüm bile bulamadım boş sokaklarda. İnsanların sahtelikleriyle doldurdum yalnızlığımın bahçesini. En güzel köşesi yaptım. Seven insanları arama alamadım. Çünkü sevmek değildi onlardaki, daha gerçek sevene rastlamadım... Yalnızlığımın bahçesini doldurabiliyordum fakat yalnızlığımı gideremiyordum bi türlü. İçimdeki o hüznü silemiyordum, yalnızlığa aitti.
Kokunu aradım ya yıllardır, senin gibi sevenide aradım.
Aradım ama bulamadım. 
Aradım ama hep yanıldım.
Sonunda anladım ki aramamalıydım...
Yoktu çünkü, beni senin kadar sevebilecek kimse yoktu. 
Gülerdik, saçma sapan, ota boka gülerdik biz. Ağzımızı açsak kahkalarımız çınlardı kulaklarda. Eşi benzeri olmayan gülüşün vardı aşık olduğum...
Mezarlara uğruyorum gece gündüz. Kaboluyorum aralarında, sabahlıyorum arada oralarda. 
Sonra elimde bira şişesi geziyorum, gezdiğimiz yerleri adım adım ağlayarak geziyorum.
Milim milim kokunu çekiyorum, tane tane hatırlıyorum yaşadıklarımızı.
Yavaş yavaşta ölüyorum elimdeki şişeyle. O bittikçe bende bitiyorum, yudumladıkça dağ oluşuveriyor içimde.
Bırak dedi doktor. En gerçek arkadaşım oysa o benim. Benimle birlikte her zaman, nere gitsem yanımda gelir, kafa bulur benle, iyi eğleniriz, güleriz. Dudaklarıma götürdüğümde onu güler bana, o an seni hatırlarım işte.
O gülerken ben ağlarım. Dudaklarıma değdiğin gün gelir aklıma damlalarım karışır birama. Seni hatırladığımı görür, bilir ama sesini çıkartmaz. Yudumlarım ben onu, arada da yatak arkadaşım olur. Sabaha kadar bırakmaz beni, uyandığımda bakarım yine yanımda.
Kendime geldiğimde yine dolanır olurum boş sokaklarda.
Boş diyorum kusura bakma, boş beyinler, boş kalpler, boşu boşuna...
Sen varken ne kadar doluydu oysa, ne kadar mutluydu herkes. Gülüşünle sevinirdi dağlardaki her çiçek, kahkalarına karşırdı rüzgarın sesi.
Şimdide bedenine karışır toprağın rengi...
Alışamadım, kabullenemedim. Gelecek dedim bekledim biraz şişelerinin başında. O'nun evi artık ora dediklerinden beri benim evimde orası olmuştu. Seni değil kalbimi gömdüler benim.
Nasılda yakışmıştır beyazlar sana. Göstermediler ki, sakladılar benden. Kokunu duymadım son defa. Öptüğüm dudaklarını öpemedim, öptürmediler toprak öpecek diye.
Yine boş boş dolanıyorum sokaklarda, elimde bira ve fotoğrafınla.
Gittiğinden beri hep böyle aslında, gülüşlerimi sana sakladım ben özleme diye, kokumu yanına bıraktım her gece içine çek diye. Gelmiyosun diye kızma, her gece uğrarım evimize. Kapınada bi gül bırakırım. Sakla onları, hediye almıyosun deme sonra...
Üşüme , gerçi sıcaktır toprağın altı. Ama üstü çok soğuk, ben her gece üşüyorum yokluğunla. 
Gelip ısıtır mısın beni kollarının arasında, kahkalarınla?