7 Ağustos 2012 Salı

Mezardaki Sevgili

Arıyorum sesini, kokunu arıyorum yıllardır. Sokak sokak geziyorum. Üzerimde kokun, sora sora, başka kokulara çarpa çarpa burnum, seni arıyorum. Buldum diyorum, çekiyorum içime sen değilsin. Koku aynı fakat başka tenler, başka ruhlar çarpıyor gözüme.
Aramaya başlıyorum tekrar. Aynı ten, aynı ses, aynı koku ve aynı gülüş.
Kokunu bulabiliyorumda o gülüşünü daha bulamadım. Çok tebessüm, çok kahkaha geçirdim kulaklarımın derinliklerinden. Çok uğultular oluştu beynimde fakat olmadı. 
Gülüşünü bırak, benzeyen bi tebessüm bile bulamadım boş sokaklarda. İnsanların sahtelikleriyle doldurdum yalnızlığımın bahçesini. En güzel köşesi yaptım. Seven insanları arama alamadım. Çünkü sevmek değildi onlardaki, daha gerçek sevene rastlamadım... Yalnızlığımın bahçesini doldurabiliyordum fakat yalnızlığımı gideremiyordum bi türlü. İçimdeki o hüznü silemiyordum, yalnızlığa aitti.
Kokunu aradım ya yıllardır, senin gibi sevenide aradım.
Aradım ama bulamadım. 
Aradım ama hep yanıldım.
Sonunda anladım ki aramamalıydım...
Yoktu çünkü, beni senin kadar sevebilecek kimse yoktu. 
Gülerdik, saçma sapan, ota boka gülerdik biz. Ağzımızı açsak kahkalarımız çınlardı kulaklarda. Eşi benzeri olmayan gülüşün vardı aşık olduğum...
Mezarlara uğruyorum gece gündüz. Kaboluyorum aralarında, sabahlıyorum arada oralarda. 
Sonra elimde bira şişesi geziyorum, gezdiğimiz yerleri adım adım ağlayarak geziyorum.
Milim milim kokunu çekiyorum, tane tane hatırlıyorum yaşadıklarımızı.
Yavaş yavaşta ölüyorum elimdeki şişeyle. O bittikçe bende bitiyorum, yudumladıkça dağ oluşuveriyor içimde.
Bırak dedi doktor. En gerçek arkadaşım oysa o benim. Benimle birlikte her zaman, nere gitsem yanımda gelir, kafa bulur benle, iyi eğleniriz, güleriz. Dudaklarıma götürdüğümde onu güler bana, o an seni hatırlarım işte.
O gülerken ben ağlarım. Dudaklarıma değdiğin gün gelir aklıma damlalarım karışır birama. Seni hatırladığımı görür, bilir ama sesini çıkartmaz. Yudumlarım ben onu, arada da yatak arkadaşım olur. Sabaha kadar bırakmaz beni, uyandığımda bakarım yine yanımda.
Kendime geldiğimde yine dolanır olurum boş sokaklarda.
Boş diyorum kusura bakma, boş beyinler, boş kalpler, boşu boşuna...
Sen varken ne kadar doluydu oysa, ne kadar mutluydu herkes. Gülüşünle sevinirdi dağlardaki her çiçek, kahkalarına karşırdı rüzgarın sesi.
Şimdide bedenine karışır toprağın rengi...
Alışamadım, kabullenemedim. Gelecek dedim bekledim biraz şişelerinin başında. O'nun evi artık ora dediklerinden beri benim evimde orası olmuştu. Seni değil kalbimi gömdüler benim.
Nasılda yakışmıştır beyazlar sana. Göstermediler ki, sakladılar benden. Kokunu duymadım son defa. Öptüğüm dudaklarını öpemedim, öptürmediler toprak öpecek diye.
Yine boş boş dolanıyorum sokaklarda, elimde bira ve fotoğrafınla.
Gittiğinden beri hep böyle aslında, gülüşlerimi sana sakladım ben özleme diye, kokumu yanına bıraktım her gece içine çek diye. Gelmiyosun diye kızma, her gece uğrarım evimize. Kapınada bi gül bırakırım. Sakla onları, hediye almıyosun deme sonra...
Üşüme , gerçi sıcaktır toprağın altı. Ama üstü çok soğuk, ben her gece üşüyorum yokluğunla. 
Gelip ısıtır mısın beni kollarının arasında, kahkalarınla?




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder