Yine canım yanacak biliyorum, yine ağlayacağım ayıcıklı yorganımın altında. Anneme anlatıp gibi yapıp yine içimde yaşayacağım her şeyi biliyorum. Birine elveda demesini beceriyorum becermesine ama sonrasını getiremiyorum.
Birine alışıyorum ona mesafeli davranmayı beceremiyorum. Bir tabak mutluluk için canımdan vezgeçeceğim neredeyse...
Açmasını bekliyorum açmıyor, aklımda bir sürü hikaye kuruyorum.. Yazıyorum saçmalıyorum kızıyor.
Bu kız beni merak etmiş, iyi şeyler duymak için böyle saçmalamış diye düşünen yok...
Çok orospu bir kalbim olduğunu kanıtladım. Kimseye ama kimseye değer vermeyen, verse de kırdığı zaman kahrımdan ölsem de bunu belli etmeyen sapık ruhlu bir kalbim var benim.
Kendi yalnızlığımı kendim kuruyorum resmen, hayatımdan şunları def edeyim de peşimden koşsunlar , seviliyor muyum anlarım bu sayede mantığı var bende.
Sağolsunlar bazı kerizler, yani beni seven canlarım var böyle... Ama bunun tersini gösterip sen kimsin, sen benim peşimden koş diye planlayanlar da var tabi.
Çocukluğumda kötü bir şeyde yaşamadım ama neden sevgiye bu kadar düşkün bir insanım. Herkes beni sevsin istiyorum, iyi bir insan değilim ama kötüde değilim...
Ama seviliyorum bazen, bazen değil hep sevilmek istiyorum.
Açmadı, çaldırdım açmadı..
Halbuki çaldırınca anlıyordu... Açardı, ya da evde değilim diye mesaj atardı.
Müsait değil mi acaba? Öldü mü, yok yok ölmemiştir kesin sıkıldı...
Birde bu düşünce var. Aslında çok eğlenceliyim ben ama aşk meşk konularına gelince her şeyin büyüsünü bozuyorum :(
Kahretsin !
Bu gecede mutsuzum.
Onunla konuşmaya başlayalı 2. mutsuzluğum.. Hep kafamda kurduğum hikayeler yüzünden.. Hep öyle gördüm aslında. Hep yaralandım, hep dışlandım..
Hiç kimse beni gerçekten sahiplenerek sevmedi.. Hiç sevilecek kız olamadım, hep başımdan def ettim hep burnum havada kaldı. Ama buna rağmen sevdiler beni. Keşke diyorum keşke küçükken dışlamasaydı o zengin piç kurusu kızlar.
"Sen bizle oynama " demeseydi kaltaklar.
Aslında fakir değildik ki bi, gayet güzel geçiniyorduk ama demekki onlar fazlaca zengindi.
Tek başıma oynardım, abilerimle oynardım..
Mor siyah çizgili kadife eteğim vardı, onu elimle tutar içine taş toplardım. Çoğu şeyi de abilerimden öğrendim.
Ama büyüyünce onlarda oynamadılar benimle...
Kulağımın teki kepçe benim, gözlerimde büyük..
Hep ama hep dalga geçtiler küçükken benimle. Ama ben yine de dimdik yürüyordum, hiç bir zaman eğmedim başımı yere.
Küçük yaşta susmayı öğrendim, erkeklere bile kafa tutardım. Sürekli de tükürürdüm çete başları gibi.. Sürekli abimlerle oynadığım için erkek gibiydim.
Hiç bir şeyime dikkat etmezdim.
İlkokul 5. sınıfa geçerken beni çirkin buldukları için güzelleşmeye çalışırdım... Ve tek yaptığım bıyıklarımı almaya çalışmaktı.
Aslında Burak vardı, yumurta kafa derlerdi ona.
O seviyodu beni, sevgiliydik hatta küçükken. O yaşta ne bilmişiz bizde. Ben ona kek yapıp götürürdüm, mektup yazardık. Ağlardım, hep ağlardım yine.
O zamandan bu güne hep ağlıyor muşum meğerse ben...
Bu yüzden yüzsüzmüşüm, bu yüzden her şeyle dalga geçer mişim, beni oyuna almayan kahpeler yüzündenmiş burnumun kalkıklığı ve ben bunu yeni itiraf ediyorum kendime.
Meğerse hiç iyi geçmemiş benim çocukluğum!
Hala açmadı, bekliyorum ve açmayacak...
Yatağıma geçip ağlayacağım şimdi, daha sevgilim olmayan biri için, çocukluğumdaki laflar için, sevgiye boğulmak istediğim için...
Aslında tek yenilgim aylardır aşık olduğum adamdı. Sevdi yada sevmedi diyemedim. O benim duygularımı uçuruma sürükledi, beni hep çocukluğuma götürdü. Çünkü beni sevmedi!
Şimdide böyle olacak, kurgularım yüzümden kaybedeceğim bir kez daha. O kadar alışmışım ki mutsuzluğa, kırılmaya. Mutlu olmaya gelemiyorum.
Tıpkı senelerdir olduğu gibi, ayıcıklı yorganımın altında uyuyacağım ve sabah yine güleceğim.
23 Haziran 2013 Pazar
13 Haziran 2013 Perşembe
En Kanayan yerim
Hüzün dolanıyor yine etrafımda.
Kulağımda kulaklık, çalıyor belli belirsiz bir müzik.
Beynimin en kuytu köşelerinde sen ve hayallerim.
Bir bir geliyorlar gözümün önüne.
Başka tenlere sığnıyorum.
Korkuyorum!
Acıtığım gibi acımasından kalbimin ve korktuğum başıma geliyor.
En kanayan yerinden acıyor sarılmamış yaralarım.
Her gelen yeni bir özlem.
Her gidenim yeni bir sen!
Seviyorum!
Acıyı, hüznü, üzmeyi, kaybetmeyi.
Kendimi seviyorum, bendeki seni.
Bendeki seni yücelten gözlerini.
Saçlarına dokunduğum anı, gözlerinde kendimi bulduğum zamanı.
Seni sevdiğim gibi seviyorum.
Ağlıyorum!
Yokluğun ağır geliyor gece terazime.
Hangi mutluluğu koysam da eşitlesem gözyaşlarımı.
Fazla gelir, neresinden bakarsam bakayım sana.
Sonra bir ses yankılanıyor etrafta"AĞLAMA"
Gözyaşı değil bunlar diyorum, bilinmezlik,
Kollarında buluyorum kendimi daha sonra başkalarının.
Başkalarının hayali oluyorum,
Hayalimdekinin yokluğundan saçmalıyorum işte.
12 Şubat 2013 Salı
Seviyor Sev"m"iyor
Gidememekte var seni sevmeyenden.
Kalbinden atamamak hele insanı öldüren.
Gel gelelim aşk bu,
Çıkar her önüne her delikten...
Böyle bir şiirimle başlamak istedim bu yazıma. Şiirin gidişatı o kadar uyumsuz, o kadar şekilsiz ve düzensiz.
Okundukça akla yatıyor ama bir şey hissettirmiyor.
Böyleydi işte benimde ilişkim. Güzel görünür fakat değil. Kandırıyor muşum kendimi meğersem. Aşk iki kişilik olurmuş. Tek başına can sıkıntısından başka bir şey değilmiş. Gözlerine, yüzünün o yuvarlak hatlarına, erkeksi tavırlarına aşık olduğunuz adam sizi SEVMİYOR. Bu kelimedeki M harfi orada olsun istemezdim fakat görünen köy M harfine muhtaç olmazmış.
Ama ben muhtaçtım. Keşke deyip ağladım. Çünkü artık sabrım bir yere kadar benimle beraberdi ve artık beni terk etti.
Acaba diyorum sevmese aramaz sormaz.
Ama bilmiyorum. Ona "seni seviyorum" bile diyemiyorum karşılığını alamayacağım için. Demeyi çok isterdim.
Bunu bile bile ondan gidemiyorum.
Gitmeyi isterdim. Giderim ama dönüşüm olacağı için gerek duymuyorum. Aslında ondan gitmek istemiyorum. Saatlerce aklımda tek onunla konuşuyorum.
Beynim dön dolaş konuyu O'na getiriyor. Ama bir türlü gitmem için cesaret vermiyor.
Sanırım her şeyin ilacı sabır ve zaman...
Kalbinden atamamak hele insanı öldüren.
Gel gelelim aşk bu,
Çıkar her önüne her delikten...
Böyle bir şiirimle başlamak istedim bu yazıma. Şiirin gidişatı o kadar uyumsuz, o kadar şekilsiz ve düzensiz.
Okundukça akla yatıyor ama bir şey hissettirmiyor.
Böyleydi işte benimde ilişkim. Güzel görünür fakat değil. Kandırıyor muşum kendimi meğersem. Aşk iki kişilik olurmuş. Tek başına can sıkıntısından başka bir şey değilmiş. Gözlerine, yüzünün o yuvarlak hatlarına, erkeksi tavırlarına aşık olduğunuz adam sizi SEVMİYOR. Bu kelimedeki M harfi orada olsun istemezdim fakat görünen köy M harfine muhtaç olmazmış.
Ama ben muhtaçtım. Keşke deyip ağladım. Çünkü artık sabrım bir yere kadar benimle beraberdi ve artık beni terk etti.
Acaba diyorum sevmese aramaz sormaz.
Ama bilmiyorum. Ona "seni seviyorum" bile diyemiyorum karşılığını alamayacağım için. Demeyi çok isterdim.
Bunu bile bile ondan gidemiyorum.
Gitmeyi isterdim. Giderim ama dönüşüm olacağı için gerek duymuyorum. Aslında ondan gitmek istemiyorum. Saatlerce aklımda tek onunla konuşuyorum.
Beynim dön dolaş konuyu O'na getiriyor. Ama bir türlü gitmem için cesaret vermiyor.
Sanırım her şeyin ilacı sabır ve zaman...
8 Şubat 2013 Cuma
"Aşkın gelişi Aklın Gidişi" Demişler
Aylardır uğruna ağladığım adam.
Gece onu düşünmekten uyuyamadığım adam tekrar geldiiii.
Çakır....
Merzifon'da nişan vardı. Oraya gittik.Çakırda Merzifon da yaşıyor. Ben onu çağırdım ama tık yok. Hemen Facebook adresime girip arkadaşına dedim." Ben şurdayım, onuda al gel".
20 dk bile sürmedi, geldilerr.
Arabadan indi, bana doğru geliyo. Evet aşık olduğum adam sonunda, 6 ay süren bi zaman sonra karşımda.
Önce ne diyeceğimi bilemedim tabiii. Hemen elimi uzattım, tokalaşmak için.Sonra ben elini bırakmamaya razıydım. Bırakmayacaktımda, o da geri çekmedi elini ama arkadaşııı Merhaba deyip elini uzatınca malum elimi çekip onunla tokalaşmak zorunda kaldım.
Konuştuk biraz, sonra ben arkadaşını biraz uzaklaştırdım. Çünkü yalnız başımıza olmamız lazım.
Aklımda tilkiler dönerken arkadaşı olmaz yanımızda.
Karşı karşıyayız, o çakır gözleri gözlerimde.
Bir adım atsam çok şey olacak ...
Beni sevip sevmediğini sordum.
-"Ya seviyorum diyeceksin, ya da sevmiyorum diyeceksin."
-Eline ne geçecek.
-En azından yoluma bakarım.
-Yoluna bakacaksan bak yani..
-Yok ya seviyorum diyeceksin ya sevmiyorum ya da ortası bişey diyeceksin". dedim ve güldüm.
-Ortası bişey o zaman.dedi güldü.
Ne diyeceğimi bilemedim. Seviyorum demediği için ağlasam mı, sevmiyorum demediği için sevinçten havalara mı uçsam bilemedim.
Hep böyle ortalardaydık, ne onunum diyebiliyordum. Ne de onun değilim diyebiliyordum.
Hep ortada olduğumuz için acırdı kalbim. Ama değişmiş şeyler vardı. Ben onu tanıyordum mesela, oda beni tanıyordu artık.
Tükürdüğümü yalamam demişti bana bir seferinde.
Umudumu kesmemiştim ben hiç bir zaman. Kesemezdim, çünkü o benim aşık olduğum adamdı.
Neyse...
Sonra buna doğru bir adım attım. O kadar yakındık ki.
Birde üstünde eşofmanı vardı, üst eşofmanının fermuarı açıktı. Bende onları tutuyordum.
Yaklaştım ona, yukarı baktığımda önce dudaklarıyla karşılaştım, daha sonra gözleriyle. Karamlıkta bile nasıl parlıyordu o gözler.
-Ben şimdi sana sarılcam.
-Niye.
-Ölmeden sevdiğime sarıldım demiş olurum.
-O kadar mı çok seviyorsun?
-Evet o kadar çok seviyorum. dedim ve sarıldım.
Ama beklediğim gibi değildi. Odun olduğundan bahsetmiştim. Sadece tek eliyle sarıldı oda.
Aşık olduğum adamla istediğim her şeyi yapamıyordum, eğlenemiyordum, mutlu değildim.Ama o an mutluydum. O ara sevgili olduk.
Yaklaşık 3 hafta oldu.
Arada mutluyum, arada mutsuz.
Hayat bu zaten, ne güldürür her zaman, ne de ağlatır.
Gece onu düşünmekten uyuyamadığım adam tekrar geldiiii.
Çakır....
Merzifon'da nişan vardı. Oraya gittik.Çakırda Merzifon da yaşıyor. Ben onu çağırdım ama tık yok. Hemen Facebook adresime girip arkadaşına dedim." Ben şurdayım, onuda al gel".
20 dk bile sürmedi, geldilerr.
Arabadan indi, bana doğru geliyo. Evet aşık olduğum adam sonunda, 6 ay süren bi zaman sonra karşımda.
Önce ne diyeceğimi bilemedim tabiii. Hemen elimi uzattım, tokalaşmak için.Sonra ben elini bırakmamaya razıydım. Bırakmayacaktımda, o da geri çekmedi elini ama arkadaşııı Merhaba deyip elini uzatınca malum elimi çekip onunla tokalaşmak zorunda kaldım.Konuştuk biraz, sonra ben arkadaşını biraz uzaklaştırdım. Çünkü yalnız başımıza olmamız lazım.
Aklımda tilkiler dönerken arkadaşı olmaz yanımızda.
Karşı karşıyayız, o çakır gözleri gözlerimde.
Bir adım atsam çok şey olacak ...
Beni sevip sevmediğini sordum.
-"Ya seviyorum diyeceksin, ya da sevmiyorum diyeceksin."
-Eline ne geçecek.
-En azından yoluma bakarım.
-Yoluna bakacaksan bak yani..
-Yok ya seviyorum diyeceksin ya sevmiyorum ya da ortası bişey diyeceksin". dedim ve güldüm.
-Ortası bişey o zaman.dedi güldü.
Ne diyeceğimi bilemedim. Seviyorum demediği için ağlasam mı, sevmiyorum demediği için sevinçten havalara mı uçsam bilemedim.
Hep böyle ortalardaydık, ne onunum diyebiliyordum. Ne de onun değilim diyebiliyordum.
Hep ortada olduğumuz için acırdı kalbim. Ama değişmiş şeyler vardı. Ben onu tanıyordum mesela, oda beni tanıyordu artık.
Tükürdüğümü yalamam demişti bana bir seferinde.
Umudumu kesmemiştim ben hiç bir zaman. Kesemezdim, çünkü o benim aşık olduğum adamdı.
Neyse...
Sonra buna doğru bir adım attım. O kadar yakındık ki.
Birde üstünde eşofmanı vardı, üst eşofmanının fermuarı açıktı. Bende onları tutuyordum.
Yaklaştım ona, yukarı baktığımda önce dudaklarıyla karşılaştım, daha sonra gözleriyle. Karamlıkta bile nasıl parlıyordu o gözler.
-Ben şimdi sana sarılcam.
-Niye.
-Ölmeden sevdiğime sarıldım demiş olurum.
-O kadar mı çok seviyorsun?
-Evet o kadar çok seviyorum. dedim ve sarıldım.
Ama beklediğim gibi değildi. Odun olduğundan bahsetmiştim. Sadece tek eliyle sarıldı oda.
Aşık olduğum adamla istediğim her şeyi yapamıyordum, eğlenemiyordum, mutlu değildim.Ama o an mutluydum. O ara sevgili olduk.
Yaklaşık 3 hafta oldu.
Arada mutluyum, arada mutsuz.
Hayat bu zaten, ne güldürür her zaman, ne de ağlatır.
22 Aralık 2012 Cumartesi
Maviiiii
Yorgun, kırgın.
Ölmeye mahkum edilmiş beden.
Kirli, gri renkli düşünceler.
İşe yaramayan, anılar.
Sinsi, kahpe gülüşler.
Mavi, masmavi gözler.
Sabah aç gözünü, gece koy başını yastığa.
Eşi benzeri olmayan, gerçekleşmeyen kopuk kopuk rüyalar.
Benim olmayan her şey benimdi sanki.
Olması gerektiği gibi,
Olmadı.
Bir işe yaramadı anılar, gözyaşlarımı yitirdim. Yorgun bedenime uyku işlemiyor artık. Kırgınlığım geçmek bilmiyor , kıranlara. Çıkış yolum yok belki, ölüm sonu.
Aşık olduğum gülüşünün , kahpeliğe dönüştüğü andan nefret ettim. Gözümü kapattığımda , mavi gözlerin, sakalların, fındık burnun belirir. Geri açmadan gözlerimi, dalarım rüya dünyasına.
Sen gelirsin, aşk kelimeleri ufak ufak. Sonra sabah horozların öttüğü vakit çıkar ruh, rüyalar aleminden. Benim değildin, ama öyleydin. Olması gerekende buydu, 1 ay 23 gün sonra olmadı.
Ölmeye mahkum edilmiş beden.
Kirli, gri renkli düşünceler.
İşe yaramayan, anılar.
Sinsi, kahpe gülüşler.
Mavi, masmavi gözler.
Sabah aç gözünü, gece koy başını yastığa.
Eşi benzeri olmayan, gerçekleşmeyen kopuk kopuk rüyalar.
Benim olmayan her şey benimdi sanki.
Olması gerektiği gibi,
Olmadı.
Bir işe yaramadı anılar, gözyaşlarımı yitirdim. Yorgun bedenime uyku işlemiyor artık. Kırgınlığım geçmek bilmiyor , kıranlara. Çıkış yolum yok belki, ölüm sonu.
Aşık olduğum gülüşünün , kahpeliğe dönüştüğü andan nefret ettim. Gözümü kapattığımda , mavi gözlerin, sakalların, fındık burnun belirir. Geri açmadan gözlerimi, dalarım rüya dünyasına.
Sen gelirsin, aşk kelimeleri ufak ufak. Sonra sabah horozların öttüğü vakit çıkar ruh, rüyalar aleminden. Benim değildin, ama öyleydin. Olması gerekende buydu, 1 ay 23 gün sonra olmadı.
9 Ekim 2012 Salı
O Gitti e ben Hala Aşık
O gitti.
9 ekim bugün. 24 Ağustos'tan beri olmayan birine hala aşığım. Bei sevip sevmediğine dair en ufak bi fikrim yok. Tekrar beraber olur muyuz bilmiyorum. Fakat ben aşığım.
3 tane erkek. Emocum, kıvırcık, çakır.
Kıvırcıklada 2 hafta mı ne çıktık, ayrıldık. Onlada konuşmak çok güzeldi . Zaten ne zaman koç burcu bi sevgilim olsa aynı şeyleri hissediyordum.
Gitmesin beni bırakmasın istiyodum çünkü ilgiliydi bana.
Emocumla da buluştuk işte. Onun yanındayken çok rahattm. Daha mı rahat olmayım herşeyimi konuştuğum insan yani. Neredeyse 2 yıldır tanıyorum, çıkıp çıkıp ayrılıyoruz felan. Son bikere görüşüp denemeye karar verdik. Tabi onuda özlemişim lan. Motorsikletiyle gezik felan. Karısıymışım gibi hissettim, taa ki oturduğumuz kafede Çakır ismini görene kadar. Ahh dedim lanet olsun, çıkmak zorunda mısın karşıma. Sonra tabi ben soğuk davranmaya başladım. Emocumun yanındayken herşey çok güzel felan ama bişeyler eskiye göre eksikti. Çakır'ı gördüğümde hissettklerimi hissetmiyordum mesela emocumda. Onu görünce kalbim yernden fırlayacak gibi oluyodu ama emocumda öyle değil. Daha doğrusu Çakır'dan sonra tüm erkekler tipsiz maal saaaalak görünüyodu gözüme. Emocumda birmişti herşey sadece yanındayken iyiydi ama yanımdan ayrıldığı anda anladım gerçeği herşey bitmiş. Ama şu an hala onunla çıkıyorum ve fazla önemsemiyorum.
Dünde kıvırcık sanırım artık peşimden koşmayı bıraktı, atmıycam daha mesaj dedi ve gerçektende atmadı. Onunla olabilrdim ama emocum vardıı. Emocum u ARTIK aldatmak istemiyordum. Hiç i zaman istemedim ama hep aldattım onu. Neyse sonra işte atmadı mesaj ve ben, beni iyi hissettrcek birinden daha eksilmiştim. Bu kötüydü, aslında onunla çıksaydımda Çakır ı özlerdim. Çünkü ben ne Emocuma, ne de Kıvırcığa aşıktım. Ben o çözemedim renk tonlarına sahip adamı seviyordum. Aşıktım delice. Ama oda çok katı yaaa gelmiyo birtürlü ama yokluğuyla yaşamaya da alıştım. Gerçekten bak alıştım onun gelmemesine. Ama ondn sonra kimseyi sevmedim, sevemedim. Sevememde. (Böyle söyleyince seiyorum da )
Ben kimseyle evlenmemeye bile karar verdim. Gazeteci olmak istiyorum. Böyle evimin bi köşesi hep işimle ilgil yada kndi çektiğim fotoğraf kareleyle dolu olacak. Oturma odam modern mobilya, bi odam antika eşyalarla dolu olacak. İşim olmadığı zaman şehir şehir dolaşıp aklımdaki kareleri çekecektim.
Köye felan gierken bayramlarda hep kareler belirir gözüme ama Fotoğraf makinem yok o yüzden ölümsüzleştiremem o anı.
Birde Yazar olursam tamamdır işte.
Aşk hayatım bom bok giderken böyle okul hayatımda bom boka sardı. Ama iyi giden tek şey yemek yiybiliyorum ve sanırım biraz kilo aldım. O da 1 kilo tabiiiii. Am bu benim için çok şey demek. Herkes zayıfım diye laf ediyo sinirimi bozuyolar. 1.60 boyum 48 kiloydum. 49 olmuşum ama bi ara tartıda 52 yide görmüştüm 2 sene önce. 52 kiloyken daha güzeldim. Çünkü benim gözlerim fırlamadır, iridir , pörtlektir. Yüzüm zayıflayınca gözlerim orta çıkıyor. Ama kiloluyken öyle olmuyo saçlarımla kapatıyorum gözlerimi, saçlarımda dalgalı dalgalı yapnca saçımın gürlüğünden gözlerim belli olmuyo ama düzleştirince fırlıyolar anacım.
Neyse günün anlam ve önemini belirten yazımıda yapıp bu safayı bitirmek istiyorum.
İçimdeki adamı öldürmeyi istemedim hiç bi zaman, unutmayı da denemedim. Onla yaşarken ben bendim. Onsuz bir hiç.
Bu yüzden onu içimde büyüttükçe ben oldu, hatta kendimi unuttuğum bile oluyordu. Onu öldürmek kendimi öldürmekti, duygusuzluktu, cinayetti ve en önemlisi gülememekti. Benim bunları kaybetmeye cesaretim yoktu. Onunla yaşamak, gerçeğiyle yaşamaktan daha güzeldi. Hep yanımdaydı, hep beni sevendi, beni hiç bırakmayan adamdı o.
Ama biliyorum ki uyandığımda(aklım başıma geldiğinde) kendimi kandırmanın cezasını çok büyük ödeyecektim.
9 ekim bugün. 24 Ağustos'tan beri olmayan birine hala aşığım. Bei sevip sevmediğine dair en ufak bi fikrim yok. Tekrar beraber olur muyuz bilmiyorum. Fakat ben aşığım.
3 tane erkek. Emocum, kıvırcık, çakır.
Kıvırcıklada 2 hafta mı ne çıktık, ayrıldık. Onlada konuşmak çok güzeldi . Zaten ne zaman koç burcu bi sevgilim olsa aynı şeyleri hissediyordum.
Gitmesin beni bırakmasın istiyodum çünkü ilgiliydi bana.
Emocumla da buluştuk işte. Onun yanındayken çok rahattm. Daha mı rahat olmayım herşeyimi konuştuğum insan yani. Neredeyse 2 yıldır tanıyorum, çıkıp çıkıp ayrılıyoruz felan. Son bikere görüşüp denemeye karar verdik. Tabi onuda özlemişim lan. Motorsikletiyle gezik felan. Karısıymışım gibi hissettim, taa ki oturduğumuz kafede Çakır ismini görene kadar. Ahh dedim lanet olsun, çıkmak zorunda mısın karşıma. Sonra tabi ben soğuk davranmaya başladım. Emocumun yanındayken herşey çok güzel felan ama bişeyler eskiye göre eksikti. Çakır'ı gördüğümde hissettklerimi hissetmiyordum mesela emocumda. Onu görünce kalbim yernden fırlayacak gibi oluyodu ama emocumda öyle değil. Daha doğrusu Çakır'dan sonra tüm erkekler tipsiz maal saaaalak görünüyodu gözüme. Emocumda birmişti herşey sadece yanındayken iyiydi ama yanımdan ayrıldığı anda anladım gerçeği herşey bitmiş. Ama şu an hala onunla çıkıyorum ve fazla önemsemiyorum.
Dünde kıvırcık sanırım artık peşimden koşmayı bıraktı, atmıycam daha mesaj dedi ve gerçektende atmadı. Onunla olabilrdim ama emocum vardıı. Emocum u ARTIK aldatmak istemiyordum. Hiç i zaman istemedim ama hep aldattım onu. Neyse sonra işte atmadı mesaj ve ben, beni iyi hissettrcek birinden daha eksilmiştim. Bu kötüydü, aslında onunla çıksaydımda Çakır ı özlerdim. Çünkü ben ne Emocuma, ne de Kıvırcığa aşıktım. Ben o çözemedim renk tonlarına sahip adamı seviyordum. Aşıktım delice. Ama oda çok katı yaaa gelmiyo birtürlü ama yokluğuyla yaşamaya da alıştım. Gerçekten bak alıştım onun gelmemesine. Ama ondn sonra kimseyi sevmedim, sevemedim. Sevememde. (Böyle söyleyince seiyorum da )
Ben kimseyle evlenmemeye bile karar verdim. Gazeteci olmak istiyorum. Böyle evimin bi köşesi hep işimle ilgil yada kndi çektiğim fotoğraf kareleyle dolu olacak. Oturma odam modern mobilya, bi odam antika eşyalarla dolu olacak. İşim olmadığı zaman şehir şehir dolaşıp aklımdaki kareleri çekecektim.
Köye felan gierken bayramlarda hep kareler belirir gözüme ama Fotoğraf makinem yok o yüzden ölümsüzleştiremem o anı.
Birde Yazar olursam tamamdır işte.
Aşk hayatım bom bok giderken böyle okul hayatımda bom boka sardı. Ama iyi giden tek şey yemek yiybiliyorum ve sanırım biraz kilo aldım. O da 1 kilo tabiiiii. Am bu benim için çok şey demek. Herkes zayıfım diye laf ediyo sinirimi bozuyolar. 1.60 boyum 48 kiloydum. 49 olmuşum ama bi ara tartıda 52 yide görmüştüm 2 sene önce. 52 kiloyken daha güzeldim. Çünkü benim gözlerim fırlamadır, iridir , pörtlektir. Yüzüm zayıflayınca gözlerim orta çıkıyor. Ama kiloluyken öyle olmuyo saçlarımla kapatıyorum gözlerimi, saçlarımda dalgalı dalgalı yapnca saçımın gürlüğünden gözlerim belli olmuyo ama düzleştirince fırlıyolar anacım.
Neyse günün anlam ve önemini belirten yazımıda yapıp bu safayı bitirmek istiyorum.
İçimdeki adamı öldürmeyi istemedim hiç bi zaman, unutmayı da denemedim. Onla yaşarken ben bendim. Onsuz bir hiç.
Bu yüzden onu içimde büyüttükçe ben oldu, hatta kendimi unuttuğum bile oluyordu. Onu öldürmek kendimi öldürmekti, duygusuzluktu, cinayetti ve en önemlisi gülememekti. Benim bunları kaybetmeye cesaretim yoktu. Onunla yaşamak, gerçeğiyle yaşamaktan daha güzeldi. Hep yanımdaydı, hep beni sevendi, beni hiç bırakmayan adamdı o.
Ama biliyorum ki uyandığımda(aklım başıma geldiğinde) kendimi kandırmanın cezasını çok büyük ödeyecektim.
9 Eylül 2012 Pazar
Özledim.
R gitmişti. O gitmişti ve ben hiç bişey yapamadım.
Ben gerçekten aşık olmuştum ona. Hiç kimse değildi o farklıydı herşeyiyle.
O benimdi, o odunluğuyla benimdi Beklemedim ben ondan aşk sözcükleri olduğu gibi kabul ettim sabrettim ve kaybettim. Beni terketti. hafta sonra tekrar biriyle sevgili oldum. Hoşuma gidiyo onunla konuşmak. Birinin benimle ilgilenmesini özlemişim. R böyle değildi, bana söylediği en güzel cümle 2-3 yada bilemeden 5 taneydi. 1 ay 20 günde.
Şimdiki sevgilime kıvırcık diycem.
Saçları dalgalı ama olsun. O gerçekten iyi biri, kısa zamanda ona değer vermemi sağladı. Ama ben R yi özledim. Bunu kimseye söyleyemiyorum. Millet te bıktı benim değişik tavırlarımdan ama özledim. Geçen ona msj attım R... seni ben çok özledim diye. Bana ceevap bile vermedi. Oysa ben gerçekten çok özlemiştim onu. Şimdi de ağlıyorum... eylül ün 13 ünde doğum günü var.
Süpriz hazrlıycaktım hala sevgili olsaydık. Ama şimdi sadece kuru kuru mesaj atıcam. Gelmiş geçmiş sevgilileri arasından eminim en çok ben sevdim onu. Biliyorum doğum günü mesajıma bile cevap vermiycek. Ama olsun ben atcam. Facebook sohbet sayfasında arkadaşı açık oluyo. Ona sormak istiyorum nasıl olduğunu ondan öğrenmek istiyorum ama oda gider R ye söyler seni soruyo diye bu sefeer R bunalcak benden.
Ben tüm ilişkimiz boynca sadece onu bunaltmamayı istedim. Bunaltmamaya çalıştım. O benim mavi gözlümdü, gözlerine, duruşuna, konuşmasına ses tonuna aşık olmuştum ben onun.
Ben gerçekten içim rahat ede ede birine aşık olmuştum diyorum.
Kısa ve öz oldu. İlk defa bi ilişkide liderlik bende değildi.
Bugün daha çok özledim sanırım onu. Gün geçtikçede özlycem. Ama unutmam lazım sevmemem lazım onu. Bi ilişkim var şu an onu üzmek istemiyorum. Ama ben her gece onu dşünerek uyuyorum.
Yine birine unutmadan başka biriyle ilişkiye bşladım.
Gitmeseydi nolurdu sanki. Tek istediğim onun ölümüne sevdiği kadın olmaktı.
saçlarına dokunduğum gün geliyo aklıma. Babası aramıştı yanımdayken, o telefonla konuşurken ensesindeki saçları karıştırmıştım yavaş yavaş. Gülümsedi..
Hoşuna gitmişti.
O beni benim yanımdayken seviyodu. O beni seviyodu, bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum çünkü gerçekti. Ama olmadı.
Bir dahada olmayacak olması acıtıyo benim canımı. Olmayacak, olmayacak.
Hayal kurmamıştım çünkü olmayacağını biliyodum. Hayal bile kuramadığım birine aşıktım, hala aşığım.
Gelmiyceğini bile bile bekliycem demiyorum ben, beklemiyorum ama aşığım.
Çocuklarım anne ilk aşkın kim dediklerinde cevabım o olacak
Ben gerçekten aşık olmuştum ona. Hiç kimse değildi o farklıydı herşeyiyle.
O benimdi, o odunluğuyla benimdi Beklemedim ben ondan aşk sözcükleri olduğu gibi kabul ettim sabrettim ve kaybettim. Beni terketti. hafta sonra tekrar biriyle sevgili oldum. Hoşuma gidiyo onunla konuşmak. Birinin benimle ilgilenmesini özlemişim. R böyle değildi, bana söylediği en güzel cümle 2-3 yada bilemeden 5 taneydi. 1 ay 20 günde.
Şimdiki sevgilime kıvırcık diycem.
Saçları dalgalı ama olsun. O gerçekten iyi biri, kısa zamanda ona değer vermemi sağladı. Ama ben R yi özledim. Bunu kimseye söyleyemiyorum. Millet te bıktı benim değişik tavırlarımdan ama özledim. Geçen ona msj attım R... seni ben çok özledim diye. Bana ceevap bile vermedi. Oysa ben gerçekten çok özlemiştim onu. Şimdi de ağlıyorum... eylül ün 13 ünde doğum günü var.
Süpriz hazrlıycaktım hala sevgili olsaydık. Ama şimdi sadece kuru kuru mesaj atıcam. Gelmiş geçmiş sevgilileri arasından eminim en çok ben sevdim onu. Biliyorum doğum günü mesajıma bile cevap vermiycek. Ama olsun ben atcam. Facebook sohbet sayfasında arkadaşı açık oluyo. Ona sormak istiyorum nasıl olduğunu ondan öğrenmek istiyorum ama oda gider R ye söyler seni soruyo diye bu sefeer R bunalcak benden.
Ben tüm ilişkimiz boynca sadece onu bunaltmamayı istedim. Bunaltmamaya çalıştım. O benim mavi gözlümdü, gözlerine, duruşuna, konuşmasına ses tonuna aşık olmuştum ben onun.
Ben gerçekten içim rahat ede ede birine aşık olmuştum diyorum.
Kısa ve öz oldu. İlk defa bi ilişkide liderlik bende değildi.
Bugün daha çok özledim sanırım onu. Gün geçtikçede özlycem. Ama unutmam lazım sevmemem lazım onu. Bi ilişkim var şu an onu üzmek istemiyorum. Ama ben her gece onu dşünerek uyuyorum.
Yine birine unutmadan başka biriyle ilişkiye bşladım.
Gitmeseydi nolurdu sanki. Tek istediğim onun ölümüne sevdiği kadın olmaktı.
saçlarına dokunduğum gün geliyo aklıma. Babası aramıştı yanımdayken, o telefonla konuşurken ensesindeki saçları karıştırmıştım yavaş yavaş. Gülümsedi..
Hoşuna gitmişti.
O beni benim yanımdayken seviyodu. O beni seviyodu, bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum çünkü gerçekti. Ama olmadı.
Bir dahada olmayacak olması acıtıyo benim canımı. Olmayacak, olmayacak.
Hayal kurmamıştım çünkü olmayacağını biliyodum. Hayal bile kuramadığım birine aşıktım, hala aşığım.
Gelmiyceğini bile bile bekliycem demiyorum ben, beklemiyorum ama aşığım.
Çocuklarım anne ilk aşkın kim dediklerinde cevabım o olacak
Kaydol:
Yorumlar (Atom)