1 Temmuz 2013 Pazartesi

Mr.Anonim

Ahh, sana bağlanmıştım ben!Sevebilceğime inandım, sevme yolundaydım.
Ama olmayınca olmuyor işte sen istemiyorsun ben istiyorum geri gidemiyorum geri gidersem bir daha gelmem biliyorum. Ama "pes" dedirtmek için elinizden geleni yapıyorsunuz.
"Sen iyisin, sen bunu haketmiyorsun, seni kullanabilirim"

1.si ben iyi biri değilim.
2.si belki hakediyorumdur ki herkes hakettiğini yaşar.


Ayrıca istiyorum !
Seninle mutlu olmayı istiyorum. Sana garip gelen duyguları sana bol bol yaşatmak istiyorum. Ben olabileceğine inanıyorum fakat sen bana git diyorsun.
Ne hayaller kurmuştum oysa. Bana temkinli yaklaşıyorsun. Çünkü geçmiş seni de hapsetmiş. Seninde kanına girmiş. Senin de korkutmuş gözünü. Seni bırakmıycam biliyor musun?
Çünkü olacak, benim yanımda olacaksın, duygularımı fark edeceksin, beni seveceksin.!

Komik geliyor bunlar değil mi? Ama bunlar olacak. Seni mutlu etmek istiyorum, ayrıca mutlu olmakta.
Bebe...
Seni bebe...
:)

Ama şimdilik, geçmesini bekliyorum. Belki zamanın , belki acılarımın, belki yaralarının...
O yüzden susuyorum.

26 Haziran 2013 Çarşamba

RÖNTGENCİ AMCA

Hani biriyle konuşuyodum ya, açmasını bekliyordum ya o kişi var ya hani.
Aramız iyi değildi zaten, sıkılmaya başladığımız hatta sıkıldığımız bariz ortadaydı. Neyse ben sms yaptım beyefendi mezuniyetteydi sonra işi bitince attı mesaj. 5 mesaj felan konuşup yorgunum deyip uyudu.
Ama ben uyuyamıyorum, sonra sıkıldım açtım Pc'yi.
Oha, oha lan!!!
Açık, uyumuyo muydu bu bebe.
Uyumuycak mıydı bu. Atar yapsam "sanane aparsam yaparım" der. Beni kırdığını belli edemem. Zaten göt kaldırmada üstüme yok.
Sonra işte, "Yorgunluğun gitmiş :)" diye mesaj attım...
Görüldü demeden yattım. Sonra düşündüm, sen 1 sene aşık olduğun mavi gözlü adamdan nasıl vazgeçersin ya, hem o kahverengi gözlü.
Sonra dedim kendine gel,  ara aşık olduğun adamı vazgeçme birdaha.
Aradım ama gece 2 saat. Arıyorum arıyorum açmıyor. 5 kere aradım. Telefonunu annesi açsa sohbet edeceğim yani. Telefonu sessizdeyse de sabah kalkınca endişelensin diye mesaj atıyodum "uyanman lazım !!!"diye.

Yavrumun sms yok tabi beni ara attı. Ben şimdi ne diyecem, Seni sevdiğimi söylemek için aradım diyemem. "Bu saatte bu yüzden mi uyandırıyosun" der o mal.

Sonra aradım, ama üşüyorum.
Uyuyomuş, "sabah hastaneye gitcem ameliyat olabilirim de hakkını helal et" dedim, "Manyak manyak konuşma kızım, doktorun hiç işi yok sabahın köründe seni ameliyata alır , için rahat edecekse tamam helal olsun sende et" dedi
Bir kere ya alırsa, hııı doktorun işi bu değil mi zaten hıııı?
Neyse, aslında bunların bahane olduğunu başka şeyler söyleyeceğimi söyledim. Girdim konuya "Olmuyo, senden başkasıyla yapamıyorum, gel tekrar başlayalım, ne zaman ararsan ara, ne zaman mesaj atarsan at ama gel artık" dedim.
"Ya kızım tamam sonra konuşuruz erken kalkcam" dedi uyudu.
Bende deli divane aşığım ya haniiii sesini duydum en azından heyecanıyla uyudum mışıllllll mışııllll...


Sabah kalkınca da doktora gitcem. Kalktım duş aldım, sonra hastaneye gittik. Röntgen çektircez. Adam soyun kabinde mavi şeylerden giy dedi.
Ne biliyim ben göğüsten röntgen çekceğini, sorun kıçımda, röntgen göğüsten olmaz ki amaaaaa.
Bende soyundum anadan doğma , adam da "hadi kızımm"diyo. Biliyorum uyuşuğum biliyorum ne yüzüme vuruyorsun kiiii !!
Sonra demez mi altını çıkartmıycaktın kızım diye.
Rezil  oldum rezillll, sonra zaten EKG'nin o aletleri somsoğuk.

25 Haziran 2013 Salı

Ölüyorum Yalnızlıktan Sesi mi Duyan Var mııııı?

Halime ağlayayım mı güleyim mi bilemiyorum.
Neden hemencik birilerine bağlanıyorum bilmiyorum. Başkası hemen bağlansa hayaller kursa salak ya bu kız derim.
Ama asıl ben salağın en önde gideniyim.

Zeki dedik, yakışıklı ordan burdan dedik, konuşması çok güzel, komik dedik, seveyim bari bunuda Recep hayvanından kurtuluyum dedik.
Yine elime yüzüme bulaştırdım tabii.
Tam da sevmeye başlamıştım ya !
Ama paranoyalarım yüzümden salak gibi kaldım ortada. Kimsede yazmıyo zaten, tatilde bok gibi geçiyo.
Yalnızlıktan geberiyorum kimsenin haberi yok.
Geri dön geri dön, ne olur geri döööönnn güldür beniiiii, sev beniiiiii

23 Haziran 2013 Pazar

ÇOCUKLUK ÖNEMLİYMİŞ MEĞERSE

Yine canım yanacak biliyorum, yine ağlayacağım ayıcıklı yorganımın altında. Anneme anlatıp gibi yapıp yine içimde yaşayacağım her şeyi biliyorum. Birine elveda demesini beceriyorum becermesine ama sonrasını getiremiyorum.
Birine alışıyorum ona mesafeli davranmayı beceremiyorum. Bir tabak mutluluk için canımdan vezgeçeceğim neredeyse...

Açmasını bekliyorum açmıyor, aklımda bir sürü hikaye kuruyorum.. Yazıyorum saçmalıyorum kızıyor.
Bu kız beni merak etmiş, iyi şeyler duymak için böyle saçmalamış diye düşünen yok...

Çok orospu bir kalbim olduğunu kanıtladım. Kimseye ama kimseye değer vermeyen, verse de kırdığı zaman kahrımdan ölsem de bunu belli etmeyen sapık ruhlu bir kalbim var benim.
Kendi yalnızlığımı kendim kuruyorum resmen, hayatımdan şunları def edeyim de peşimden koşsunlar , seviliyor muyum anlarım bu sayede mantığı var bende.
Sağolsunlar bazı kerizler, yani beni seven canlarım var böyle... Ama bunun tersini gösterip sen kimsin, sen benim peşimden koş diye planlayanlar da var tabi.
Çocukluğumda kötü bir şeyde yaşamadım ama neden sevgiye bu kadar düşkün bir insanım. Herkes beni sevsin istiyorum, iyi bir insan değilim ama kötüde değilim...
Ama seviliyorum bazen, bazen değil hep sevilmek istiyorum.

Açmadı, çaldırdım açmadı..
Halbuki çaldırınca anlıyordu... Açardı, ya da evde değilim diye mesaj atardı.
Müsait değil mi acaba? Öldü mü, yok yok ölmemiştir kesin sıkıldı...
Birde bu düşünce var. Aslında çok eğlenceliyim ben ama aşk meşk konularına gelince her şeyin büyüsünü bozuyorum :(
Kahretsin !
Bu gecede mutsuzum.
Onunla konuşmaya başlayalı 2. mutsuzluğum.. Hep kafamda kurduğum hikayeler yüzünden.. Hep öyle gördüm aslında. Hep yaralandım, hep dışlandım..
Hiç kimse beni gerçekten sahiplenerek sevmedi.. Hiç sevilecek kız olamadım, hep başımdan def ettim hep burnum havada kaldı. Ama buna rağmen sevdiler beni. Keşke diyorum keşke küçükken dışlamasaydı o zengin piç kurusu kızlar.
"Sen bizle oynama " demeseydi kaltaklar.
Aslında fakir değildik ki bi, gayet güzel geçiniyorduk ama demekki onlar fazlaca zengindi.
Tek başıma oynardım, abilerimle oynardım..
Mor siyah çizgili kadife eteğim vardı, onu elimle tutar içine taş toplardım. Çoğu şeyi de abilerimden öğrendim.
Ama büyüyünce onlarda oynamadılar benimle...
Kulağımın teki kepçe benim, gözlerimde büyük..
Hep ama hep dalga geçtiler küçükken benimle. Ama ben yine de dimdik yürüyordum, hiç bir zaman eğmedim başımı yere.
Küçük yaşta susmayı öğrendim, erkeklere bile kafa tutardım. Sürekli de tükürürdüm çete başları gibi.. Sürekli abimlerle oynadığım için erkek gibiydim.
Hiç bir şeyime dikkat etmezdim.
İlkokul 5. sınıfa geçerken beni çirkin buldukları için güzelleşmeye çalışırdım... Ve tek yaptığım bıyıklarımı almaya çalışmaktı.
Aslında Burak vardı, yumurta kafa derlerdi ona.
O seviyodu beni, sevgiliydik hatta küçükken. O yaşta ne bilmişiz bizde. Ben ona kek yapıp götürürdüm, mektup yazardık. Ağlardım, hep ağlardım yine.
O zamandan bu güne hep ağlıyor muşum meğerse ben...
Bu yüzden yüzsüzmüşüm, bu yüzden her şeyle dalga geçer mişim, beni oyuna almayan kahpeler yüzündenmiş burnumun kalkıklığı ve ben bunu yeni itiraf ediyorum kendime.

Meğerse hiç iyi geçmemiş benim çocukluğum!

Hala açmadı, bekliyorum ve açmayacak...
Yatağıma geçip ağlayacağım şimdi, daha sevgilim olmayan biri için, çocukluğumdaki laflar için, sevgiye boğulmak istediğim için...
Aslında tek yenilgim aylardır aşık olduğum adamdı. Sevdi yada sevmedi diyemedim. O benim duygularımı uçuruma sürükledi, beni hep çocukluğuma götürdü. Çünkü beni sevmedi!

Şimdide böyle olacak, kurgularım yüzümden kaybedeceğim bir kez daha. O kadar alışmışım ki mutsuzluğa, kırılmaya. Mutlu olmaya gelemiyorum.
Tıpkı senelerdir olduğu gibi, ayıcıklı yorganımın altında uyuyacağım ve sabah yine güleceğim.

13 Haziran 2013 Perşembe

En Kanayan yerim

Hüzün dolanıyor yine etrafımda.
Kulağımda kulaklık, çalıyor belli belirsiz bir müzik.
Beynimin en kuytu köşelerinde sen ve hayallerim.
Bir bir geliyorlar gözümün önüne.
Başka tenlere sığnıyorum.
Korkuyorum!
Acıtığım gibi acımasından kalbimin ve korktuğum başıma geliyor.
En kanayan yerinden acıyor sarılmamış yaralarım.
Her gelen yeni bir özlem.
Her gidenim yeni bir sen!
Seviyorum!
Acıyı, hüznü, üzmeyi, kaybetmeyi.
Kendimi seviyorum, bendeki seni.
Bendeki seni yücelten gözlerini.
Saçlarına dokunduğum anı, gözlerinde kendimi bulduğum zamanı.
Seni sevdiğim gibi seviyorum.
Ağlıyorum!
Yokluğun ağır geliyor gece terazime.
Hangi mutluluğu koysam da eşitlesem gözyaşlarımı.
Fazla gelir, neresinden bakarsam bakayım sana.
Sonra bir ses yankılanıyor etrafta"AĞLAMA"
Gözyaşı değil bunlar diyorum, bilinmezlik,
Kollarında buluyorum kendimi daha sonra başkalarının.
Başkalarının hayali oluyorum,
Hayalimdekinin yokluğundan saçmalıyorum işte.






12 Şubat 2013 Salı

Seviyor Sev"m"iyor

 Gidememekte var seni sevmeyenden.
Kalbinden atamamak hele insanı öldüren.
Gel gelelim aşk bu,
Çıkar her önüne her delikten...

Böyle bir şiirimle başlamak istedim bu yazıma. Şiirin gidişatı o kadar uyumsuz, o kadar şekilsiz ve düzensiz.
Okundukça akla yatıyor ama bir şey hissettirmiyor.
Böyleydi işte benimde ilişkim. Güzel görünür fakat değil. Kandırıyor muşum kendimi meğersem. Aşk iki kişilik olurmuş. Tek başına can sıkıntısından başka bir şey değilmiş. Gözlerine, yüzünün o yuvarlak hatlarına, erkeksi tavırlarına aşık olduğunuz adam sizi SEVMİYOR.  Bu kelimedeki M harfi orada olsun istemezdim fakat görünen köy M harfine muhtaç olmazmış.
Ama ben muhtaçtım. Keşke deyip ağladım. Çünkü artık sabrım bir yere kadar benimle beraberdi ve artık beni terk etti.
Acaba diyorum sevmese aramaz sormaz.
Ama bilmiyorum. Ona "seni seviyorum" bile diyemiyorum karşılığını alamayacağım için. Demeyi çok isterdim.
Bunu bile bile ondan gidemiyorum.
Gitmeyi isterdim. Giderim ama dönüşüm olacağı için gerek duymuyorum. Aslında ondan gitmek istemiyorum. Saatlerce aklımda tek onunla konuşuyorum.
Beynim dön dolaş konuyu O'na getiriyor. Ama bir türlü gitmem için cesaret vermiyor.
Sanırım her şeyin ilacı sabır ve zaman...

8 Şubat 2013 Cuma

"Aşkın gelişi Aklın Gidişi" Demişler

Aylardır uğruna ağladığım adam.
Gece onu düşünmekten uyuyamadığım adam tekrar geldiiii.
Çakır....

Merzifon'da nişan vardı. Oraya gittik.Çakırda Merzifon da yaşıyor. Ben onu çağırdım ama tık yok. Hemen Facebook adresime girip arkadaşına dedim." Ben şurdayım, onuda al gel".
20 dk bile sürmedi, geldilerr.
Arabadan indi, bana doğru geliyo. Evet aşık olduğum adam sonunda, 6 ay süren bi zaman sonra karşımda.
Önce ne diyeceğimi bilemedim tabiii. Hemen elimi uzattım, tokalaşmak için.Sonra ben elini bırakmamaya razıydım. Bırakmayacaktımda, o da geri çekmedi elini ama arkadaşııı Merhaba deyip elini uzatınca malum elimi çekip onunla tokalaşmak zorunda kaldım.
Konuştuk biraz, sonra ben arkadaşını biraz uzaklaştırdım. Çünkü yalnız başımıza olmamız lazım.
Aklımda tilkiler dönerken arkadaşı olmaz yanımızda.
Karşı karşıyayız, o çakır gözleri gözlerimde.
Bir adım atsam çok şey olacak ...
Beni sevip sevmediğini sordum. 
-"Ya seviyorum diyeceksin, ya da sevmiyorum diyeceksin."
-Eline ne geçecek.
-En azından yoluma bakarım.
-Yoluna bakacaksan bak yani..
-Yok ya seviyorum diyeceksin ya sevmiyorum ya da ortası bişey diyeceksin". dedim ve güldüm.
-Ortası bişey o zaman.dedi güldü.

Ne diyeceğimi bilemedim. Seviyorum demediği için ağlasam mı, sevmiyorum demediği için sevinçten havalara mı uçsam bilemedim.
Hep böyle ortalardaydık, ne onunum diyebiliyordum. Ne de onun değilim diyebiliyordum.
Hep ortada olduğumuz için acırdı kalbim. Ama değişmiş şeyler vardı. Ben onu tanıyordum mesela, oda beni tanıyordu artık.
Tükürdüğümü yalamam demişti bana bir seferinde.
Umudumu kesmemiştim ben hiç bir zaman. Kesemezdim, çünkü o benim aşık olduğum adamdı.
Neyse...
Sonra buna doğru bir adım attım. O kadar yakındık ki.
Birde üstünde eşofmanı vardı, üst eşofmanının fermuarı açıktı. Bende onları tutuyordum.
Yaklaştım ona, yukarı baktığımda önce dudaklarıyla karşılaştım, daha sonra gözleriyle. Karamlıkta bile nasıl parlıyordu o gözler.
-Ben şimdi sana sarılcam.
-Niye.
-Ölmeden sevdiğime sarıldım demiş olurum.
-O kadar mı çok seviyorsun?
-Evet  o kadar çok seviyorum. dedim ve sarıldım.
Ama beklediğim gibi değildi. Odun olduğundan bahsetmiştim. Sadece tek eliyle sarıldı oda.
Aşık olduğum adamla istediğim her şeyi yapamıyordum, eğlenemiyordum, mutlu değildim.Ama o an mutluydum. O ara sevgili olduk.
Yaklaşık 3 hafta oldu.
Arada mutluyum, arada mutsuz.
Hayat bu zaten, ne güldürür her zaman, ne de ağlatır.

22 Aralık 2012 Cumartesi

Maviiiii

Yorgun, kırgın.
Ölmeye mahkum edilmiş beden.
Kirli, gri renkli düşünceler.
İşe yaramayan, anılar.
Sinsi, kahpe gülüşler.
Mavi, masmavi gözler.
Sabah aç gözünü, gece koy başını yastığa.
Eşi benzeri olmayan, gerçekleşmeyen kopuk kopuk rüyalar.
Benim olmayan her şey benimdi sanki.
Olması gerektiği gibi,
Olmadı.

Bir işe yaramadı anılar, gözyaşlarımı yitirdim. Yorgun bedenime uyku  işlemiyor artık. Kırgınlığım geçmek bilmiyor , kıranlara. Çıkış yolum yok belki, ölüm sonu.
Aşık olduğum  gülüşünün , kahpeliğe dönüştüğü andan nefret ettim. Gözümü kapattığımda , mavi gözlerin, sakalların, fındık burnun belirir. Geri açmadan gözlerimi, dalarım rüya dünyasına.
Sen gelirsin, aşk kelimeleri ufak ufak. Sonra sabah horozların öttüğü vakit çıkar ruh, rüyalar aleminden. Benim değildin, ama öyleydin. Olması gerekende buydu, 1 ay 23 gün sonra olmadı.



9 Ekim 2012 Salı

O Gitti e ben Hala Aşık

O gitti.
9 ekim bugün. 24 Ağustos'tan beri olmayan birine hala aşığım. Bei sevip sevmediğine dair en ufak bi fikrim yok. Tekrar beraber olur muyuz bilmiyorum. Fakat ben aşığım.
3 tane erkek. Emocum, kıvırcık, çakır.
Kıvırcıklada 2 hafta mı ne çıktık, ayrıldık. Onlada konuşmak çok güzeldi . Zaten ne zaman koç burcu bi sevgilim olsa aynı şeyleri hissediyordum. 
Gitmesin beni bırakmasın istiyodum çünkü ilgiliydi bana.
Emocumla da buluştuk işte. Onun yanındayken çok rahattm. Daha mı rahat olmayım herşeyimi konuştuğum insan yani. Neredeyse 2 yıldır tanıyorum, çıkıp çıkıp ayrılıyoruz felan. Son bikere görüşüp denemeye karar verdik. Tabi onuda özlemişim lan. Motorsikletiyle gezik felan. Karısıymışım gibi hissettim, taa ki oturduğumuz kafede Çakır ismini görene kadar. Ahh dedim lanet olsun, çıkmak zorunda mısın karşıma. Sonra tabi ben soğuk davranmaya başladım. Emocumun yanındayken herşey çok güzel felan ama bişeyler eskiye göre eksikti. Çakır'ı gördüğümde hissettklerimi hissetmiyordum mesela emocumda. Onu görünce kalbim yernden fırlayacak gibi oluyodu ama emocumda öyle değil. Daha doğrusu Çakır'dan sonra tüm erkekler tipsiz maal saaaalak görünüyodu gözüme. Emocumda birmişti herşey sadece yanındayken iyiydi ama yanımdan ayrıldığı anda anladım gerçeği herşey bitmiş. Ama şu an hala onunla çıkıyorum ve fazla önemsemiyorum.
Dünde kıvırcık sanırım artık peşimden koşmayı bıraktı, atmıycam daha mesaj dedi ve gerçektende atmadı. Onunla olabilrdim ama emocum vardıı. Emocum u ARTIK aldatmak istemiyordum. Hiç i zaman istemedim ama hep aldattım onu. Neyse sonra işte atmadı mesaj ve ben, beni iyi hissettrcek birinden daha eksilmiştim. Bu kötüydü, aslında onunla çıksaydımda Çakır ı özlerdim. Çünkü ben ne Emocuma, ne de Kıvırcığa aşıktım. Ben o çözemedim renk tonlarına sahip adamı seviyordum.  Aşıktım delice. Ama oda çok katı yaaa gelmiyo birtürlü ama yokluğuyla yaşamaya da alıştım. Gerçekten bak alıştım onun gelmemesine. Ama ondn sonra kimseyi sevmedim, sevemedim. Sevememde. (Böyle söyleyince seiyorum da ) 
Ben kimseyle evlenmemeye bile karar verdim. Gazeteci olmak istiyorum. Böyle evimin bi köşesi hep işimle ilgil yada kndi çektiğim fotoğraf kareleyle dolu olacak. Oturma odam modern mobilya, bi odam antika eşyalarla dolu olacak. İşim olmadığı zaman şehir şehir dolaşıp aklımdaki kareleri çekecektim.
Köye felan gierken bayramlarda hep kareler belirir gözüme ama Fotoğraf makinem yok o yüzden ölümsüzleştiremem o anı.
Birde Yazar olursam tamamdır işte.
Aşk hayatım bom bok giderken böyle okul hayatımda bom boka sardı. Ama iyi giden tek şey yemek yiybiliyorum ve sanırım biraz kilo aldım. O da 1 kilo tabiiiii. Am bu benim için çok şey demek. Herkes zayıfım diye laf ediyo sinirimi bozuyolar. 1.60 boyum 48 kiloydum. 49 olmuşum ama bi ara tartıda 52 yide görmüştüm 2 sene önce.  52 kiloyken daha güzeldim. Çünkü benim gözlerim fırlamadır, iridir , pörtlektir. Yüzüm zayıflayınca gözlerim orta çıkıyor. Ama kiloluyken öyle olmuyo saçlarımla kapatıyorum gözlerimi, saçlarımda dalgalı dalgalı yapnca saçımın gürlüğünden gözlerim belli olmuyo ama düzleştirince fırlıyolar anacım.
Neyse günün anlam ve önemini belirten yazımıda yapıp bu safayı bitirmek istiyorum.



İçimdeki adamı öldürmeyi istemedim hiç bi zaman, unutmayı da denemedim. Onla yaşarken ben bendim. Onsuz bir hiç.
Bu yüzden onu içimde büyüttükçe ben oldu, hatta kendimi unuttuğum bile oluyordu. Onu öldürmek kendimi öldürmekti, duygusuzluktu, cinayetti ve en önemlisi gülememekti. Benim bunları kaybetmeye cesaretim yoktu. Onunla yaşamak, gerçeğiyle yaşamaktan daha güzeldi. Hep yanımdaydı, hep beni sevendi, beni hiç bırakmayan adamdı o.
Ama biliyorum ki uyandığımda(aklım başıma geldiğinde) kendimi kandırmanın cezasını çok büyük ödeyecektim.



9 Eylül 2012 Pazar

Özledim.

R gitmişti. O gitmişti ve ben hiç bişey yapamadım.
Ben gerçekten aşık olmuştum ona. Hiç kimse değildi o farklıydı herşeyiyle.
O benimdi, o odunluğuyla benimdi Beklemedim ben ondan aşk sözcükleri olduğu gibi kabul ettim sabrettim ve kaybettim. Beni terketti.  hafta sonra tekrar biriyle sevgili oldum. Hoşuma gidiyo onunla konuşmak. Birinin benimle ilgilenmesini özlemişim. R böyle değildi, bana söylediği en güzel cümle 2-3 yada bilemeden 5 taneydi. 1 ay 20 günde.
Şimdiki sevgilime kıvırcık diycem.
Saçları dalgalı ama olsun. O gerçekten iyi biri, kısa zamanda ona değer vermemi sağladı. Ama ben R yi özledim. Bunu kimseye söyleyemiyorum. Millet te bıktı benim değişik tavırlarımdan ama özledim. Geçen ona msj attım R... seni ben çok özledim diye. Bana ceevap bile vermedi. Oysa ben gerçekten çok özlemiştim onu. Şimdi de ağlıyorum... eylül ün 13 ünde doğum günü var.
Süpriz hazrlıycaktım hala sevgili olsaydık. Ama şimdi sadece kuru kuru mesaj atıcam. Gelmiş geçmiş sevgilileri arasından eminim en çok ben sevdim onu. Biliyorum doğum günü mesajıma bile cevap vermiycek. Ama olsun ben atcam. Facebook sohbet sayfasında arkadaşı açık oluyo. Ona sormak istiyorum nasıl olduğunu ondan öğrenmek istiyorum ama oda gider R ye söyler seni soruyo diye bu sefeer R bunalcak benden.
Ben tüm ilişkimiz boynca sadece onu bunaltmamayı istedim. Bunaltmamaya çalıştım. O benim mavi gözlümdü, gözlerine, duruşuna, konuşmasına ses tonuna aşık olmuştum ben onun.
Ben gerçekten içim rahat ede ede birine aşık olmuştum diyorum.
Kısa ve öz oldu. İlk defa bi ilişkide liderlik bende değildi. 
Bugün daha çok özledim sanırım onu. Gün geçtikçede özlycem. Ama unutmam lazım sevmemem lazım onu. Bi ilişkim var şu an onu üzmek istemiyorum. Ama ben her gece onu dşünerek uyuyorum.
Yine birine unutmadan başka biriyle ilişkiye bşladım.
Gitmeseydi nolurdu sanki. Tek istediğim onun ölümüne sevdiği kadın olmaktı. 
saçlarına dokunduğum gün geliyo aklıma. Babası aramıştı yanımdayken, o telefonla konuşurken ensesindeki saçları karıştırmıştım yavaş yavaş. Gülümsedi..
Hoşuna gitmişti.
O beni benim yanımdayken seviyodu. O beni seviyodu, bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum çünkü gerçekti. Ama olmadı.
Bir dahada olmayacak olması acıtıyo benim canımı. Olmayacak, olmayacak.
Hayal kurmamıştım çünkü olmayacağını biliyodum. Hayal bile kuramadığım birine aşıktım, hala aşığım.
Gelmiyceğini bile bile bekliycem demiyorum ben, beklemiyorum ama aşığım.
Çocuklarım anne ilk aşkın kim dediklerinde cevabım o olacak



26 Ağustos 2012 Pazar

Keşke...

Giderken mutluluklar diledi , yüzsüzce.
Yüzsüzdü çünkü mutluluğum zaten oydu, birde mutluluklar demesi yok muydu..
Kendine iyi bak dedi birde. Olur paşam bakarım kendime, sen beceremedin bana bakmayı, elimi tutup bırakmamayı, ben beceririm kendime iyi bakmayı.
Senin yerine de severim kendimi ben. Kelimeler düğümlendi boğazımda, söyleyemedim yine söylemek istediklerimi. Ağır konuşacaktım bu sefer. İçimdekileri damla damla dökecektim sana.
Olmayacak şeylere amin demem yüzündendi hep başıma gelen.
Ağlamak ise basitleşmişti, ağlamamaktı benim için zor olan.Her zaman zor olanı başarmışımdır. Ağlamıyorum ben, ağlatıyorum yine bi kızı diye sevinme sakın.
Kim bilir ağlayacak kadar düşersem, elimden tuttuğun günü hatırlayıp gülerim. Gözlerin gelir aklıma toparlarım kendimi.
Bi gün karşına çıkacak gücü bulabilrsem, tebrik edecem seni. 
Bak öğrendim artık ağlamamayı, güvenmemeyi, sikilmiş duygularımı düzeltmeyi, yaşamayı.
Bağlanmıyorum da kimseye, sevemiyorum da zaten. Bu yüzden tebrik edicem seni. Çok güzel korudun aslında beni, bir daha üzülmeyecem senin sayende ve her gözümü yumduğumda aklıma gelen sen olacaksın.
Aşık olduğum, diye anacak kalbim seni, öyle hatırlayacak beynim.
Öyle arıycak gözlerim boş sokaklarda seni. Bir gün çok duycaksın adımı, adımın yanında seni.
Seni tanıycak herkes, kırık cümlelerimden bilecekler.
Gördükleri zaman bu olmalı diyecekler, öylesine derin ezberledim çünkü seni.
Öylesine çaresizce de sevdim. Ama adını bilmeyecekler hiç bir zaman, sadece yakınlarım bilcek. 
Gizli, bi o kadar da herkesin bildiği...
O zaman sana sadece "keşke" demek kalacak. 



21 Ağustos 2012 Salı

Peçetelerimi Çaldılar

Hep kanatanlar oldu kabuk bağlayan yaralarımı. Ben peçete bastıkca yaralarıma onlar geldiler çalıp kaçtılar peçetelerimi. Tekrar tekrar kanadı, acısı gittikçe acısada , dokunmasada bünyeme, peçetelerimi çalmışlardı bikere, bulamadım yaralarımı kapatacak bi madde.
Bulsam olmadı, tekrar kanattı bulduklarım. En iyisi saldım çayıra mevlam gayıra yapıp hiç bişey basmadım yaralarıma. Bıraktım olduğu gibi, kendi kendine dursun kanaması dedim, geriye dönünce tekrar kanamasın, içindekiler boşalsın diye düşündüm.
Keşke önceden düşünebilseymişim bunu. Eski sevgilim sevgilisiyle önümden giderken birazda olsa içim acımazdı belki. Diğer eski sevgilim bana arkadaş gözüyle bakmsaydı canım acımazdı belki. Sadece güler geçerdim. Başka limanlar bulmsaydım kendime belkide yaramı kapatan, yarayı açan kişi olurdu.
Fakat ben her seferinde kaçış yapmayı denedim. Yaralarıma , yara katacak kişilere sığındım.
Ben önceden beyinsizdim, aptaldım, maldım, salaktım. Şimdi ise AŞIK.
 İki yönlü yaşanır aşk, önce mutlu eder, sonra gerçek yüzünü gösteriverir. Acısını tattırmadan bırakmaz insanların peşini, göçüp gitmez kalplerinden. Kanatır, kanatır, sömürür bütün duygularını, herşeye karşı acımasız duygusuz bencil olacak hale getirir. Sonra da gider kalpten. Yani adamın ağzına sıçar sıçar gider.
Ama mutlaka gider mutlaka!
Sabrediyorum, onun davranışlarna, belkide sevmemesine...
Bırakamıyorum, çünkü korkuyorum. Bu kadar korksam bile bırakırdım ben, şimdi bıraksam dön dolaş bana gelmeyecek biliyorum bırakamıyorum.
Yapmıyorum bunu kalbime, ona zararı yok çünkü zarar bana. Bırakmıyorumda çok mu iyi bok yiyorum.
Ama bırakamıyorum, ben adam gibi seviyorum bu sefer, gönlüm başkasına kaymadan, yalansız seviyorum ben bu sefer.
Sevecek biliyorum, az daha zaman geçsin sevecek...
Beni sevenler hem huylarımı doğallığımı, konuşmamı sevmişlerdi buda sevecek biliyorum. Ben onu herşeyiyle seviyorum. Yarama yara katacak olsada, kırsada, üzsede, ağlatsada bu sefer aptallık değil aşığım biliyorum vazgeçemiyorum.
Korkuyorum çünkü seviyorum.
Vazgeçemiyorum çünkü onsuz yapamayacağımı biliyorum.
Katlanıyorum çünkü umudumu kaybetmiyorum.
Çünkü ben aşığım...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Abilerim Benim Herşeyim

Bugünde hayatımın iki büyük erkeğinden bahsedeceğim.
Benim iki tane birbirinden çok sevdiğim abiciklerim var.Biraz önce mutfağa gittimde ayağıma he abilerimle oynadığım minik sofra takıldı.
Sofra tahtadan böyle küçücük, onun altında ayaklarını tutturan tahta vardı. Bende küçükken ordan geçmeye çalışıyodum 10 cm yoktur arası o küçücük yerden geçmek büyük göt ister doğrusu ve düşünün nasıl küçük olduğumu. Ben abilerimi sevmem, ama aslında severim.Ortanca abimi hiç sevmem bakarsanız, ama babam kızsa ona ilk benim içim cız eder.Onu hiç yanıma yaklaştırmam ben, büyük abim yurtta kalıyo mesela o geldiğinde sabah benim yanımda yatar sarılırz ama diğer abimle öyle değiliz. O abimi daha çözemedim, bi anda o kadar iyi oluyo ki sevgilimi bile anltmıştım. Bi andada o kadar kötü oluyo ki evden dışarı çıkmayım diye kapıyı kilitlediği zamanları biliyorum yemin ederim.
Bizim mahallemizde çok arkadaşım var, benide severlerdi saolsunlar her zaman çağırırlardı oynamaya. Annemde günlüğe giderdi, abimle de ben evde kalırdım, diğer abim zaten yurtta kalıyo. Annem gelene kadar yapabildiğimce evleri temizlerdim, genelde yattığım için hep azar yerdim ama neyse o başka bi konu.
Arkadaşlarım balkona vururlardı, 1. katta oturuyoruz balkonda biraz alçak. Abim çıkardı, yok gelemez derdi hemen. Ben nasıl ağlardım, bağırırdım, hakaret ederdim.
Nefret ettiğimi binlerce kez dile getirdiğim olmuştur eminim. Ben dışarı çıksam beni yemezler ya. Bu yüzden arkadaşlarımda hiç sevmezler abimi. Annem izin verse çıkmama bu abim geri çağırırdı, gelmezsem kolumdan tutar zorla sokardı. Ben de az değilim tabi gücüm yetiyodu ona kaçıyodum hep. Hatta bi gün o kadar çok sinirlendirdi ki beni demliği fırlattım, elime bıçak aldım. Ama nasıl sinirden ağlıyorum artı titriyordum. Bişey dese, vursa saplayacam bıçağı . Bende var o güdü, hiç acımam kimseye. 
Sonra aldı elimden bıçağı allaaahh biz nasıl kavgaya tutuştuk, sonra annem geldi. 
Bastı oda fırçayı. Babam zaten hiç benden yana olmadı bugüne kadar. Hep abilerim haklıydı ona göre. Her yaptığım bizim ailemize uygun değildi.
Annemden Allah razı olsun çoğunlukla o korurdu beni.
Şimdi en büyük abim 21 yaşına gircek dolayısıyla askerde.O da çok kızgındır, iyidir olgundur dışarı çıkmama bişey demez fakat beni milletin yanında aşağılar.
Buda onun daha tam olarak olgunlaşmadığını gösterir. 
Kara Tren şarkısı vardı, onu bana en büyük abim öğretmişti. Kız arkadaşlarımdan çok abilerimle oynardım. Körebe oynardık, saklambaç, futboll...
Sakız şişirip patlatmayı bile onlardan öğrendim ben. Bi gün abimler Vezirköprü'ye köyde kalmaya gittiler.
Evde tek kaldım aman Allah'ım oda ne . Canım sıkılıyooo. Miğdem bulanıyo, o kadar canım sıkılıyo ki hemde, hasta olmuştum lan abimler yokken vallaha bak. Bu kadar değerli olduklarını bilmiyodum.
Hatta kusmuştum kaç kere, abimler gelincede çok mutlu olmuştum.
Şimdide ortanca abimle arada gezeriz, onun sigara parasını ayarlamaya çalışırız beraber.
Bunlar napsalar bana söylerler, yani en büyük abim sigara içtiğini gizliyodu ilk öğrenen ben olmuştum. En büyük sırdaşlarıydım ben onların. 3 ümüz gece yarılarına kadar dizi izlerdik.
Askerdeki abimide özledim, ama çok sinirli ya o. Ağzımdan bişey çıksa kızıyo korkoyrum ondan. Aslında ondan nefret etmem lazım. Çünkü kapanmam için baskı yapıyodu, ortanca abim ise arada gıcıklaşıyo ama yok yok ben seviyorum abilerimi. Canlarım benim.. Sonra birde küçük erkek kardeşim oldu. 9 aylık şuanda. Yerim onuuuuu.

Bunları okursanız bigün abiciklerim sizi sevdiğimi bilin, çok şey borçluyum size :P Amaan nerden okucaklar dimi.


12 Ağustos 2012 Pazar

Çok şey İstemiyorum

Ben sana bağlanmaktan korkuyorum.
Çünkü ben bağlanırsam normal olanı anormal görürüm. Ben bağlanırsam kör kütük severim. Ben bağlanırsam dünya sadece bizim etrafımızda döner. 2 kişilik dünya kurarım ve aramıza giren her neyse canımı yakar.
Ben bu yüzden bağlanmaktan korktum. Her birine bağlandığımda kalbim acıdı, bi annenin evladı ölse canı acır ya öyle kalbim acıdı. O kadar çaresiz kaldım.
Ben sana bağlanırsam, ayrılık denen illet başımıza gelirse yine çaresiz kalırım. Bi o kadar kırılgan.
Ama ben seni çok seviyorum.
İstersen kafamı kır, ama kalbimi kırma. Ben seni seviyorum çünkü.
Kolum kırılsa acımaz fakat kalp başka işte. O kırılırsa paramparça olur, düzelmez.
İstersen ağzına geleni söyle ama sev.
Sev, canımı ye hesabı yani.
Çok sev, mesela bazı şeylerden üstün olayım. 
Kalbinin tek sahibi olayım.
Gece yatarken aklına tek ben geleyim.
Sen beni çok sev, ben seni sonuna kadar hiç sıkılmadan , gözümü yummadan severim.
Mesaj atma, arama ama sevdiğini bileyim. Bunu sadece sözcüklerle yapma. Sözlere inanmam ben. 
Kalbin söylediğine inanırım, dilin söylediğine değil.
Ben beni sevene hele bu kişi sensen sana hayatımı adarım.
Ne kaybedersin ki? Ben acıtmam senin canını, ben sadece çok severim. Hiç bitmeyen bi ilişkimiz olsa, millet görüyon mu hala çıkıyolar dese...
Onu bunu bıraktım minicik elli oğlumuz ya da kızımız olsa çok mu fena olur.
O günlere geleceksek, yani istiyosan ben seni herşeyden üstün tutarım.
Koşa koşa en huzur bulduğum yere gelirim. Ben atmadan mesaj sen atsan, yüzümü gülümsetsen, kalbime huzur versen. Bak çok şey istemiyorum senden.
Seni seviyorum, seni annenin çocuğunu sevdiği kadar çok seviyorum. Seni sıkmamak, bunaltmamk istiyorum. Ben bi geri attğımda sen gel istiyorum, sonuçta ikimizin dünyası, tek benim bişey yapmamla olmuyo işte.
Bu sefer benim beynimdeki çakallar koşuşturuyo hemen. Sevmiyo bu diyorum, başlıyorum ağlamaya.
Sonra şöyle bi bakıyorum gözyaşlarıma ben bağlanmaya başlamışım, korktuğum başıma gelmiş.
Tek istediğimde her sabah sevdiğimin yanında uyanmak.



:Sen sev gerisi gelir zaten.







Hayal Kırıklığını Sevmem sevmem Sevemem

Bak yine birileri acıttı canımı. Biliyorum, her zaman aynı şeyler oluyo. Aşk diye bişey olmamalı. Ne saçma, sen sev it gibi deli gibi o senin canını acıtsın, mutlu etmesin, ama gülüşüyle seni kendine aşık etsin ya da sen o derece aptal ol.
Canım yandı yine, yine acıttılar annemin küçük kızının canını. Babamın fıstığını yine ağlattılar. Ağlamıycam diyorum fakat ağlıyorum. O kadar yanıyo ki canım, gözyaşlarım kendiliğinden , bardaktan taşarcasına acıyo. Böyle olmamalıydı işte, hayal ettiğim bu değil benim. Benim aşık olduğum insan bu değil. Hayalimdekine aşık olmuşum, gerçeğini görüncede böyle hayal kırıklığına uğruyorum .
Seviyorum, ama bağlanmadım. Ayrılsak tamam ararım , yokluğu kolay gelmez ama yinede çok büyük bi boşluk olmaz diye umuyorum. Ayrılsaydı daha iyiydi lan. 
Diyeceksiniz bu niye atarlı böyle. R 'ye artık bi takma isim bulmak lazım.
Buldum çakır :P
Neyse işte Çakır beni aradı konuştuk, biraz deli ettim onu ama oda durduk yere her şeyden deli oluyo. Sonra bidaha arayamam dedi niye dediğimde "canım istemiyo" dedi.
Canına sıçıyım senin. O an bunu demeyi çok isterdim. 
Afalladım bi an. 
Hayat işte siz aşık olursunuz o size böyle yapar.
Merzifon da kaldım bi kaç gün. Ben onu görmek için elimden geleni yapıyorum o kıçını kaldırmıyo. Sıçacan ağır abiliğine. Çay içiyom heyri demez mi bide çağırdığımda. 
Ne malım alıp üstüne dökmedim o çayı. Ne güzel olurduu ohhh rezilde olurdu o çok değeerli arkadaşlarına.Götümün kenarı böööööö.
Böö diyorum ama çok yakışıklı be. Nasıl çıkıyo benle anamadım :p
Ben buna aşığım diyorum ya.
Aşık olmadığımı anladım. Yani aslında aşık değil miyim onuda bilmiyorum. Aslında aşığım ama soğutuyo kendinden.
Ne biliyim bok bok duygular işte. Ama seviyorum, bunu biliyorum en azından.
İlgen aklıma gelmeye başladı son zamanlarda. Nefret ediyorum aklıma geldiğinde de oturup hüngür hüngür ağlıyorum.Birde kuzenim bi şarkı dinletti "İstanbul'da bir yarim var".
Lan nasıl ağladım beaaaa. Değmiyo biliyorum, hemde hiç değmiyo ammmaaa  napıyım kendiliğinden gidiyo gözyaşlarım.
Sevmiyorum, bana yaşattıkları ağırıma gidiyo sadece.
Çakır'ımı seviyorum ben. Ağzıma sıçsada seviyorum, ama böyle canı istediğinde arayıp canı istemediğinde aramazsa o zaman soğurum işte.
Sevdiğini gördükçe daha çok severim, sevmediğini gördükçe soğurum yani.
Sanırım onunda götünü ben kaldırıyorum. İpler elimden gitti, saldım çocuğu yaa.
Yeniden nasıl toparlayacam onuda bilmiyorum. Ayrılsam, götüm yemiyo. 
Sms'imde bitti, para vermiyo annem yapamıyoruuumm. :(
Ne kahredici bi durum lan. erkes mesaj atıyo ve benim smsim yok. Sevgilime günaydın bile diyemiyoruuum.
Bak bunun için yani smsim olmadığı için ağlayabilirim. En azından değiyo yani.

: İster ağzıma sıç istersen duvardan duvara vura vura kafamı gözümü kır. Ama sev, senden sadece bunu istiyorum.


7 Ağustos 2012 Salı

Mezardaki Sevgili

Arıyorum sesini, kokunu arıyorum yıllardır. Sokak sokak geziyorum. Üzerimde kokun, sora sora, başka kokulara çarpa çarpa burnum, seni arıyorum. Buldum diyorum, çekiyorum içime sen değilsin. Koku aynı fakat başka tenler, başka ruhlar çarpıyor gözüme.
Aramaya başlıyorum tekrar. Aynı ten, aynı ses, aynı koku ve aynı gülüş.
Kokunu bulabiliyorumda o gülüşünü daha bulamadım. Çok tebessüm, çok kahkaha geçirdim kulaklarımın derinliklerinden. Çok uğultular oluştu beynimde fakat olmadı. 
Gülüşünü bırak, benzeyen bi tebessüm bile bulamadım boş sokaklarda. İnsanların sahtelikleriyle doldurdum yalnızlığımın bahçesini. En güzel köşesi yaptım. Seven insanları arama alamadım. Çünkü sevmek değildi onlardaki, daha gerçek sevene rastlamadım... Yalnızlığımın bahçesini doldurabiliyordum fakat yalnızlığımı gideremiyordum bi türlü. İçimdeki o hüznü silemiyordum, yalnızlığa aitti.
Kokunu aradım ya yıllardır, senin gibi sevenide aradım.
Aradım ama bulamadım. 
Aradım ama hep yanıldım.
Sonunda anladım ki aramamalıydım...
Yoktu çünkü, beni senin kadar sevebilecek kimse yoktu. 
Gülerdik, saçma sapan, ota boka gülerdik biz. Ağzımızı açsak kahkalarımız çınlardı kulaklarda. Eşi benzeri olmayan gülüşün vardı aşık olduğum...
Mezarlara uğruyorum gece gündüz. Kaboluyorum aralarında, sabahlıyorum arada oralarda. 
Sonra elimde bira şişesi geziyorum, gezdiğimiz yerleri adım adım ağlayarak geziyorum.
Milim milim kokunu çekiyorum, tane tane hatırlıyorum yaşadıklarımızı.
Yavaş yavaşta ölüyorum elimdeki şişeyle. O bittikçe bende bitiyorum, yudumladıkça dağ oluşuveriyor içimde.
Bırak dedi doktor. En gerçek arkadaşım oysa o benim. Benimle birlikte her zaman, nere gitsem yanımda gelir, kafa bulur benle, iyi eğleniriz, güleriz. Dudaklarıma götürdüğümde onu güler bana, o an seni hatırlarım işte.
O gülerken ben ağlarım. Dudaklarıma değdiğin gün gelir aklıma damlalarım karışır birama. Seni hatırladığımı görür, bilir ama sesini çıkartmaz. Yudumlarım ben onu, arada da yatak arkadaşım olur. Sabaha kadar bırakmaz beni, uyandığımda bakarım yine yanımda.
Kendime geldiğimde yine dolanır olurum boş sokaklarda.
Boş diyorum kusura bakma, boş beyinler, boş kalpler, boşu boşuna...
Sen varken ne kadar doluydu oysa, ne kadar mutluydu herkes. Gülüşünle sevinirdi dağlardaki her çiçek, kahkalarına karşırdı rüzgarın sesi.
Şimdide bedenine karışır toprağın rengi...
Alışamadım, kabullenemedim. Gelecek dedim bekledim biraz şişelerinin başında. O'nun evi artık ora dediklerinden beri benim evimde orası olmuştu. Seni değil kalbimi gömdüler benim.
Nasılda yakışmıştır beyazlar sana. Göstermediler ki, sakladılar benden. Kokunu duymadım son defa. Öptüğüm dudaklarını öpemedim, öptürmediler toprak öpecek diye.
Yine boş boş dolanıyorum sokaklarda, elimde bira ve fotoğrafınla.
Gittiğinden beri hep böyle aslında, gülüşlerimi sana sakladım ben özleme diye, kokumu yanına bıraktım her gece içine çek diye. Gelmiyosun diye kızma, her gece uğrarım evimize. Kapınada bi gül bırakırım. Sakla onları, hediye almıyosun deme sonra...
Üşüme , gerçi sıcaktır toprağın altı. Ama üstü çok soğuk, ben her gece üşüyorum yokluğunla. 
Gelip ısıtır mısın beni kollarının arasında, kahkalarınla?




5 Ağustos 2012 Pazar

Özlemmiş Çözemediğim Duygu Meğersem

Çözemediğim bi his vardı içimde. Tarif etmeye kalksam beceremiyorum. Kimden kalmıştı, hangi acının iziydi bu. Hangi hayata küsmüşlüğümün eseriydi. Kimlerden mirastı bana içimi sıkan bu garip, yaratık ruhlu his.
Ağlasam rahatlarım fakat ne için ağlayacağımı bilmiyorum.
Sanırım ilgisizlikti bendeki, etrafımdakilerin teker teker yok olmasıydı. Canımı acıttılar her seferinde, ben onların canını yaktığım için beni sahipsiz bıraktılar. Ne yana gideceğimi bilemez olmuştum. Hayat kötü, hayat sıkıcı gelmeye başlamıştı. 
Yazık oluyordu daha gün görmemiş bedenime.
Yazık oluyordu tertemiz, bi okadarda kirli düşüncelerime. Bana yazık oluyordu. 
Emocum 'un bana sevgilisini anlatması mıydı içimdeki bu kırgınlık?
Yoksa İlgen'in terkedişimiydi.
Ya da R'yi özlemiş olmamıydı.

Bugünde İlgen'i anlatcam.
Çok tuhaf başlamıştı bununla, öyle kötü , öyle kırılgan. Canımdan çok sevdiğim kardeşimin sevdiğiydi İlgen.
Düşmanıma yapmadığım kahpeliği yapmıştım canım dediğim kardeşime. O öğrenince çok kötü olmuştu. Sonuçta bende onun kardeşiyim yediremezdi, yedirmesini beklemedim, bekleyemezdim. Ama herşeye rağmen yanımda olmuştu İlgen. 
Kamer'e aşkm bile demeyen bana herşeyim diyodu. Herşeyi olmuştum ben onun, sevdiği, aşkı, bitanesi, mutluluğu, yol arkadaşı...
Emocum la çıkmaya başladığımız tarihle aynı güne denk gelmişti İlgen'le çıkmam. 14 Aralık 2011.
Ben nasıl yaptım bunu bilmiyorum, nasıl bu kadar aşağılık olmuştum. Ama olmuştu bikere. Kamer de anneme , abime söylemişti ama kardeşm beni tanıyamamış olmalı, anneme söylemesi hiç bişeyi değiştirmedi.
Sadece bir kere daha yıkmıştım annemi, bi kere daha yüzünü yere eğmiştim.
Bu zor günlerimde bile yanımda olan tek İlgen'di...
Kimsenin sevmediği kadar sevdi belki de beni... Ama hayır Emocum daha çok sevmişti.
Kısa zamanda onunla mutlu olverdim ben, en değerlisi oldum. Okul harçlıklarımı biriktirdim, yemedim hiç öğle araları aç kaldım ona sevgililer günü hediyesi almak için aç kaldım.
O kadar değerli olmuştu bi anda benim için.
Ve benim için ağlayan tek erkekti o.Emocum bile ağlamadı, ama o ağladı... Hıçkıra hıçkıra ağladı telefonda.
Bitti İlgen sevmiyorum seni dedim "Nasıl biter oyun mu oynuyoruz, yalan söylüyosun Mahmure " deyip ağladı.
Gerçekten ağlıyodu, o ağladıkça bende ağladım. Evet yalandı ama ayrılmak zorundaydım babam öğrendi.
Ben ayrılalım dedikçe o hayır dedi... Kötüydü, sesi çok kötüydü. Öksürdü, öksürdü öksürdü...
"İlgen iyi misin?" dedim. "Bana iyi misin diye sorma iyi değilim" dedi. Benim yüzümden bi erkek ağladı... Vay be diyosunuz değil mi? Ama değil işte ona vay be değil.
Ben bile nasıl ağladı o benim için diyorum. Sonra ben ayrldım. Hemde yüzüğümüz vardı bizim, dandik söz yüzüğü fakat beni ona bağlayan somut tek şeydi. 
Çocuğunu yitirmiş gibi afalladı, 4 gün geçti baktım bu faceden kızları ekliyo. Konuşmasını istemediğim arkadaşlarım vardı, onun için arkadaşlarıma küsmüştüm baktım onları eklemiş.
Daha fazla sürmesin bu ayrılık, onun okluğu daha betermiş dedim. Çağırdım bi yere gelir gelmez sarıldım...
Nasıl sımsıkı sarıldı  nasıl hiç bırakmıycakmış gibi sarılmıştı bana...
Ama sonradan devam edelim dediğimde sustu... Konuşmadı aldım cevabımı deyip gidiyodum ki kolumdan tuttu... Ben ağlıyorum, ben ilk defa bi erkeğin gözü önünde ağlıyorum. Benim ağlamama dayanamayan İlgen karşısında ağlamama rağmen ağzını açıp tamam ağlama sen yeterki devam edelim demedi.
Çok değişmiş, 4 günde nasıl değişirsin ya. Sonra da ben ayırdım yolları ama kötüyüm. İçim acıyo... Emocumla ayrılınca bile bu kadar kötü olmamıştım ben. 1 ay okula ruh gibi gittim. Benim puşim vardı onda... Arkadaşıma beklesin vercem onu demiş bekliyorum. Verdi, biraz konuşalım mı dedim olur dedi...
Gözümün önünde nasıl başkasıyla konuşabldin dedim, sınıf arkadaşım dedi(ama ben onu hiç bi kzla konuşturmuyodum) ve rahat rahat konuşuyodu. Ben hala trip atıyorum, ulan adamın şeyinde misin sanki?
Mahmure dedi ama benim gözlerim dolu tabi. Efendim dedim, BİTTİ dedi. Afalladım, ne bitti İlgen, hayaller mi, sevgin mi ne bitti? demeye kalmadan çoktan gitmişti. Okula gittiğimde nasıl ağladım, mal gibi aptal gibi...
Son 1 ayım böyle aptal aptal geçmişti. Odamdaydım sürkli, canım bişey yapmak istemiyodu.
Sonradan da bana yoldan geen bi kız kadar sıradansın demişti bana. Nasıl o kadar sıradan olabilirim, biz sözlenmiştik, bana sözlüm dedi o, en kötü gününde yanındaydım, ağladı lan ağladığı biri nasıl sıradan olabiliyo şimdi... Ben daha kötü oldum tabi, her günüm anlamsızdı.Okulların kapanmasına 1 hafta var biz arkadaşlarla parkta takılıyoruz. Arkadaşımın sevgilisi İlgen'i de çağırdı. Otırduk konuşuyoruz, Nuh diyo peygamber demiyo hesabı olur tekrar diyorum olmaz değiştim ben diyo.
Tamam dedim, hadi telefonda söylediklerini şimdide söyle. Sıradan bi kızsın sevmiyorum de dedim.
Kapat konuyu dedi, dersen gözlerime bakıp tamam siktir olcam hayatından dedim. Sevmiyrum dedi ama sağ tarafına bakarak. Kalktım gittim, 2 gün sonra tekrar aynı parktayız.
Bu sefer yanımızda oturuyo ama bana sırtı dönük... Sonra bu olur demeye başladı, arkadaşımın sevgilisi yapmış meğersem arayı.
Biz ayrı masaya gittik. 1 aydır uğruna o kadar ağladığım adam, o aşık olduğum gülüşüyle karşımdaydı. O güldü bende güldüm... Öyle başladı tekrar...
Tekrar yüzüğü takmıştım  parmağıma. Geri çıkması fazla sürmedi. 1 ay bile olmadan ayrıldık.
Olmuyodu hiç bişey eskisi gibi olmuyodu. Ne varsa değişmiş,ne yemeye değişiyon. Adam gibi efendi efendi otur kıçının üstünde işte. Ama o becerememişti.
Yolları ayıralım mı? dedim en iyisi bu dedi.
Hiç karşılaşmamış gibi mesaj atma bana dedi. Hiç karşılaşmamış gibi ne ? Ama ben tanıdım seni. Elimden tuttun, dudağımdan öptün. Alnımdan öptün, sevdin. Şimdi hiç karşılaşmamış gibi....
Hangi ihanete sığıyodu bu yaptığı, hangi yanlışa, hangi kitapta yazıyodu bu.
Bende hiç karşılaşmamış gibi davrandım, sözünü dinledim ve öylede yapacam.
İçimi sıkanda bu değil.

-Ben R'yi özledim. İçimideki tuhaf, belirsiz, tar,f edilmeyen, yanından ayrldığım an konuşmayı kestiğim anda oluşan  içimdeki duygu buydu... Özlem................





Kaçılın Laeeaaannn Yeşilçam Efsanesi

Dün iftara Merzifon'a gittik. Babam biraz geç geldiği için işinden dolayı yarım saatte Merz,fon yolu zaten. Biz arabadan indik ezan okundu. Bütün halalarım gelmişti. En büyük halam 3 kişi gelmiş, sonraki de 3 kişi, sonraki 5 kişi, en küçüğü evin sahibi olan halam zaten 5 kişide onlar, 3 kişide biz. Baya kalabalıktık yani 2 kişide başka vardı. Biz tabi öpüşme merasimi olmadan direk sofraya daldık. Kuzenlerim var ya daha ne isterim ben :P 
Hepsini çok severim, güle oynaya yedik yemeğiç Çay felan derken sıra geldi gezmeye. Caddeye çıkcaz, gezecez. Doluştuk arabalara, ben de tabi hemen R. ye haber verdim. Sonra gezdik baya caddede. Oğlum oturduğum yerden kıskançlık krizleri geçiriyorum. Taş gibi hatunlar var arkadaş, lan gezmeye gidiyonuz podyuma değil. Yaptıkları süsü Bülent Erson yapmaz bee.
Hepsini çuvala doldurup uzay boşluğuna tamak istedim.
Hayır yani bu kadar kendinizi belli etmeye ne gerek var ki. Benim sevgilimde orda yani her gece. Dolanıyo lanet, geziyo o pis karılaın içinde. Götünü evde tutamazki. Kıskanıyorum ama elimdende bişey gelmiyo yani.
Arkalarından dua ediyorum bende :Pp
Sonra sevgilim yanıma geldi, kuzenlerimle tokalştı felan, bizde 2-3 kelime anca konuşabildik. Zaten ayak üstü görüştük gidiyoduk. 
Elimi uzattım, tuttu geri çekcem bırakmadı. Baya uzun tuttu... Ölüyorum sandım, yemin ederim bak. Anında etrafımızda flaşlar patladı, yeşilçam dizilerinde oynuyorum sandım. Ben Türkan Şoray, o da Tarık Akan :P :p
Alakaları yok tabi hemde hiç, biri esmer, biri sarı :P
Tabi fazla uzun süremedi bu flaş patlamaları. Ama yok gidecen bi sarılacan anca o zaman rahata ererim ben. 
Ama işte ortam müsit değil.
Benim hep kalmak istediğim yer onun yanı. En huzur bulduğum kişi o, dünya yıkılsa umrumda olmaz.
Şaka lan olur, dünya yıkılsa bizim ev yıkılır, kıyafetlerim, düzleştiricim hepsi gider. Naparım ben sonra.
Ama seviyorum, çok seviyorum. Akşamdan beri kuzenimin başının etini yiyorum R.. de R..
Bide yanımdan geçerken bana sessizce "Görüşürüz gülüm" dedi
Nasıl bi kroluk demeyin. Neresi kroluk bunun :P hem ben çok severim böyle, onunmuşum gibi, içinde sahtelik olmadan, yapmacık olmadan söylenmiş 2 kelime. 
Sonra tabiiiii bombayı patlatıp "Etrafa bakma kafanı kırarım" dedi.
Anneeeeeeciiiiiiiiiiiim dövcek, kafamı kırcak :P
Oğlum etrafa bakmsam dışarda ne işim var. Azcık gözümüz doydun demi. Bide yakışıklı çocuklar varki Allah sahiplerine bağışlasın. Benim gözüm R'den başkasını görmüyo. 
Tabi bu mecazi anlamdan. Gözüm görür ama kalbime kimse giremez. Gözüm niye görmesin, yakışıklıysa bakarım abicim allaaa allaaaaaa.
Ama Dünya'nın bütün yakışıklılarını getirseler, bide R'yi getirseler kimseye bakmam. Vallaha bak bunda doğru konuşuyorum. Bakmam, o benim Dünya'mın yakışıklısı zaten.
Nasılda ergence bi cümle oldu ya bu öykkk.
Ama nabileyim tuhaf ya, kafamı kıran birine aşığım, seviyorum. Ne ilginç, millet gider ona tapanlara aşık olur, güller getirene aşık olur bende nasıl birine aşık olduysam :P ama iyi böyle. Sahipleniyo hem.
Şu erkeklerin hepsi sahiplense zaten sevdiklerini hiç kimse ayrılmaz.
Bunu demeyi çok isterdim ama bu böle değil. Erkek sahiplense kadın bu anacım götü başı oynuyo başka erkek görünce o yüzden erkekler naparsa yapsın kadın aşık değilse gerçekten gider yani. Kuşu yuvadan kaçırırlar mutlaka.
Ama kendilerine bi kadını aşık ederlerse o zaman serbest dötleri tavan yapabilir izin veriyorum. :P

2 gündürde lan rüyamda eski sevgilimi görüyorum. Çocuktan nefret ediyorum, aklıma bile getirmiyorum, gelmiyo yani. Ama maşallah rüyalarımdan eksik olmuyo :P Hayırdır inşallaah geri dönmeye çalışsında bende koyyum postayı :P


-Resme bak beeaaa maşallaaaah tütü tütü o gözlereee :Ppp


4 Ağustos 2012 Cumartesi

Bitiyordu, Vazgeçemediğim İçimden Yok oluyorrdu

Yine sizi suçladı işte.
Yine sizde buldu hatayı, yine bütün lafları size çarptırdı. Oysa sizin içiniz acıyodu o başkasıyla diye. Ama o hep suçu sizde buldu ve bu hep böylede kalacak.
Aslında şöyle bişeydi ya şimdi ben bununla çıkmaya başladım. 14 Aralık 2010'da iyi güzel herşey hoş. Aslında 1 hafta önceden de çıkmıştık ama pezevenkilk yapıp arkadaşımı sevdiğini söyledi. 14 Aralıkta da buluşup barıştık. Ne akla hizmet bilmiyorum ki. O zamanda onu görünce eriyip bitiyodum. Onunda gözleri yeşil mavi karışımı. 
Biz bununla çıkıyoruz fakar bi gram güvenmiyorum. Niye çünkü beni bırakıp arkadaşımla çıkmıştı. Niye güveniyim mal mıyım? Sonra ben önüme gelen bütün yakışıklılara bakıyodum, sadece bakıyodum içimde bişey beslediğim yoktu.Bide ben başka şehirden kendi ailemin yanında okumaya başlayınca Suluova da baya popü olmuştum. Şimdi o popülükten eser yok :(
Bir sürü erkek teklif ediyodu felan. Sonra bitanesiyle biz konuştuk, teklif etti. Aklım karıştı benim. Emocum'la çıkıyorum ben. Sonra bana çık ya nolcak o orda sen burda dediler.. Tamam dedim çıkmaya başladık, gecede Emocum dan ayrıldım. Yani ayrılalım dedim, sonra bu niye felan deyince dayanamadım ayrılamadım. Kmi sevdiğimi gayet iyi biliyorum ama. Aldatıyorum yani, sonra ertesi gün bu Facebook'tan öğrenmiş. Doğal olarak çocuk şoka uğradı. O an anladım işte beni sevdiğini. Bunu görürken yanında arkadaşıda varmış, gülmüş buna. 
Ayrıldık tabi, bu benim inadıma Suluova dan bi kızla çıkıyo. Sonra ben diğerisinden ayrıldım. Emocum'a yalvarıyorum. Ama diğerisyle 2 hafta sonra ayrıldım. O sürede de Emocum la konuşuyoruz, ben de bunu kıskandırmak için bişeyler söylüyorum. Ne malım ye, çekil kenara sevdiğini bekle demi. Ama o zamanlar fazla sevmiyorum ben, ya da siklemiyordum bilmiyorum. Tuhaf duygular, bi soğuyodum bi seviyodum.
2 hafta geçince aradan biz tekrar çıkmaya başladık. Ben olsam benle tekrar çıkmazdım. 
Sonuçta aldatmışım abi seni. Ama o beni gururunu hiçe saycak kadar çok seviyodu. Artık onun sevgisine hiç bi güvensizliğim kalmamıştı. Hatta şimdi bile beni seviyor diyebilecek kadar çok sevdi.
Sonra baktım hiç bişey eskisi gibi olmuyo, arıyo ebni konu aldatmama geliyo. Neden yaptın deyince kilitlenip kalıyorum. Bide ben hemen ayrılabilen biriyim. Bununla Amasya da buluştuk. Sinemaya gittik felan. 
Eve gelince ben bundan bir tiksindim, bir tiksindiiiimm . Ayrılalım dedim ve yalan söyledim.
Ayrıldık, 2 gün sonra tekrar başladık. Ne onunla oluyo ne de onsuz. O kadar çok güldürüyo ki beni, mutlu ediyo en önemlisi. Bana kızamıyo bile. Ama ben kızmasından yanayım. Korkmadığım için hep hata yaptım ona karşı. Ya bulmuşun bal gibi çakır gözlü çocuğu otur oturduğun yerde daha yok illa bi şeylik çıkarcam.
Ama nasıl ezim ezim ezildim yanında, aldattım ya heran sorcakmış gibi geliyodu ve bakışları değişmişti. Yabancılaşmıştım onun gözünde ve ben sinemada onun kulağına seni bidaha bırakmıycam dedim. Ertesi gün ayrıldım :P Bu kadar değişken duygularım vardı benim. 
Yıl 2012 hala konuşuyorum bununla, hala bişeyler var arada, 1 buçık ay öncesine kadar çıkıyoduk hatta ama 1 hafta bile sürmüyo tabi. Resmen bitmiş bi aşkı alevlendirmeye çalışıyoruz. Aslında bitmedi, benim hala içim acıyo o yokken. Ama neden bilemiycem ben başkasına aşığım.
Çektirdiği acıları hazmedemiyorum belkide. 
Önceden dünyalar yakışıklısı adam şu anda benim için çirkin. Sadece gözleri ve saçları. Saçları uzun bunun 5 cm felan, oynardım hep o saçlarla oda bunu çok severdi.
Haa bide ben bunu aldattığımda 19 yaşındaydı, şimdi 21. Şu küçücük yaşımla adama yaptıklarıma bak ya. Vazgeçemiyodum, vazgeçtim. Dedim ben buna ihanet etmek istemiyorum. Hemeen atar yaptı, helal dedi 3 günlük çocuğu bu kadar seviyosun dedi. Beni kıskandı, kızdı, canı yandı.
O anda herşeyi bırakıp ona dönmeyi çok isterdim fakat, fakat fakat vazgeçmiştim bi kere olmazdı. Artık bambaşka biri vardı hayatımda ve ben onu sevmediğim kadar seviyordum şimdi. O beni hiç bi zaman bırakmayan adamdan daha çok seviyodum, aşıktım. Beni mutlu eden, her hatamı kabullenen adama aşık olmadım, sadece alışkanlıktı, vazgeçememekti. Ona aşık olsaydım bunların hiç biri olmazdı. Bebelerimiz olurdu 4-5 sene sonra. Olurdu buna eminim. Fakat başkasındaydı kalbim. Acı çekecekti başkasının yüzünden. Keşke hep acı çektiren o olsaydı. Hep hayatlarımzda sadece biz olsaydık. Ama her defasında barışabilseydik, hayatlarımıza başkalarını sokmasaydık. Ama bu oyunu ben başlattım.

Ben sonlandıracağım. Konuşmak istemdiğimi söylycem. Mutlu olsun. Yok ya ne mutlusu ben burda acı çekiyorum oda çekecek. Üüzülecek, inaşşlaaah mutlu olmazda bana kalır. Kalbine başkası girerse o zaman daha çok ağlarım işte. O en çok beni sevmişti, öyle kalsın istiyorum. 

-Üzgünüm Emocum seni sevmiyorum, fakat senin hep beni sevmeni istiyorum.Beni buna sen alıştırdın çünkü :(

3 Ağustos 2012 Cuma

Eski Deyip Geçme

Çok sevmişsinizdir, kendinize en yakın hissettiğinizdir o. En yakın arkadaş bile onun kadar yakın değidir size. Utanmadan herşeyinizi söyleyeblirsiniz. İyi yada kötü yaşanmış bir sürü anınız vardır beraber. Kimseyi yaklaştırmasınız, hiç bi kötü laf değdirmeden seversiniz. Yanından geçenden bile kıskanırsınız, ya bakarsa diye endişe duyarsınız içinizde. O kadar çok kıskanırsınız çünkü. 
Hatta size küfür bile etmiştir, saydırmıştır. Siz ona en kötü kahpeliği yapsanızda o yine hep sizi sevmiştir. Birbirinize ait olduğunuzu düşünürsünüz. Araya aylarca ayrılık girse bile hala kalbinizin bi köşesinde, düşüncelerinizin akımında sabit durur o. Ayrıyken bile çekinmeden, düşünmeden mesaj atabileceğiniz tek kalptir, tek sığınağınızdır. Bi derdiniz varsa kolayca anlatabilirsiniz, dinler. Sevdiği kadını dinler.
İlk dokunandır o size, küfür edebildiğiniz tek adamdır. Size tek o sahiptir, o yüzden bütün kozlar onun elindedir.
Seversiniz, başta bu kadar net olmayan sevgi, gittikçe netleşir. Belki binlerce kez ayrılmışsınızdır fakat hala o benim diyebilirsiniz.
Sonunda da onun başkasıyla olduğunu öğrenirsiniz. Hemde kendinden... Tamam belki sevmiyosunuz eskisi gibi ve ya hiç. Ama içiniz yinede acır işte. Başkasına dokuncak, başkasının adının yanında anılcak sonuçta.
Ağlamassınız, hatta o size sevgilisini anlatır mesajların sonuna gülücük koyar yollarsınız.Belli etmek istemessiniz içinizin acıdığını. Ama nasıl acır içiniz, hemde nasıl. Hüngür hüngür ağlar kalbiniz, çok yandı çünkü çok acıdı. Kaldıramaz artık rol yapamayı. Sonra başlar gözler damla damla kendinizden anılardan utanarak ağlamaya.Utanır çünkü, beraber yaşamıştınız onca anıyı, sabahlara kadar kulağınızdan düşmemişti o telefon.
Sevgi sözcükleri değildi belki hep konuştuğunuz. Kimi zaman karnınız acıktıda yemeklerden bahsettiniz sabaha kadar.
O anıları yaşadığınız adam şimdi yok. 
Başkasına aşkm canım cicim demesi koymaz. Bunlar değil adama koyan. Onlada aynı şeyleri yaşayacak olmasıdır. Size Facebook'unun şifresini vermeyip ona verirse koyan budur işte. Size yapmadığı şeyleri ona yapmasıdır. Size baktığı gibi ona bakmasıdır. Hele birde onada dokuncaksa, ozaman ağlayın işte. Ama kendinize. Niye bu kadar çok sevdim deyip acıyın halinize.
Aşkın gidişatı böyle çünkü, ilk kim yaptıysa devamı bozuk geliyo.

Birde ondan duyuyosunuz başka kollarda olduğunu. Konuşmayı kesmek istiyosunuz ama yapamıyosunuz. Ona ihtiyacınız var, ezilen gururunuzu saymıyorum bile. Küfür etti, terk etti, en ağır cümleleri kullandıi başkalarıyla çıktı fakat sizi sevdi. Siz onu aldattığınızda sizi tekrar kabullendi, sizi sevdi. Sizi seven o adam şimdi sizden vazgeçti. Tekrar başka kollarda sabahlayacak. Başka eller tutacak ellerini canı sıkıldığında. Kur yapacak neşelendirmek için.
Hatalısnız, ona karşı sürekli hata yaptınız. Sonunda Aşk'a düşen siz oldunuz. Canınız yandı çünkü. Canınızı yaktıkca aşık oldunuz. Bi o kadarda nefret ettiniz ondan. Çünkü gittikçe kendine vazgeçilmez halde aşık ediyodu. Canınızı yakması hiç artık. 

Şimdi öyle bir canınız yanarki sesinizi çıkartamazsınız. Ben sana ne yaptım diyemezsiniz. Oturduğunuz yerden böyle yazarak hıçkırıklara boğulursunuz. 

Ama unutamazsınız hiç bi zaman. Adını duyduğunuzda yutkunursunuz. Düşünsenize sizden başkasıyla evlendiğini.
O zaman durmayın işte ağlayın yada hayatınıza bakın. Ben ağlamaya gidiyorum.

Selim Güngören-Kahırlı Gözler eşiliğindee..